Bu arada, ister filozof ister sırdan insan olsun, herhangi bir bireysel düşünen için gerçekten doğru sayılan şey, daima onun daha önceki fikirlerine yedirerek anlamlandırmasının bir sonucudur. Kavramsal veya duyumsanabilir yeni bir deneyim, önceden var olan inanç sistemimizle fazlasıyla çelişiyorsa, durumların yüzde doksan dokuzunda yanlış olarak kabul edilir. Ancak daha eski ve daha yeni deneyimler birbirini karşılıklı olarak algıyacak ve değiştirecek kadar uyumlu olduğunda, hakikate ilerleme olarak ele aldığımız şey ortaya çıkar. Ancak hiçbir durumda hakikat, deneyimlerimiz ile arketipsel veya deneyimler ötesi bir şey arasındaki ilişkide oluşmaz. Kesinlikle nihai deneyimlere, hepimizin hemfikir olduğumuz, gözden geçirilmiş sürekliliklerin yerini almadığı deneyimlere ulaşırsak, bunlar doğru olmazlar; gerçek olurlardı, basitçe olurlardı ve gerçektende her şeye dair hakikatin üzerinde duracağı tüm gerçekliğin açıları, köşeleri ve kilit noktaları olurlardı. Yalnızca tatmin edici birleşikler vasıtasıyla bunlara yol açan başka şeyler ‘’ doğru ‘’ olacaktır. ‘’Hakikat’’ sözcüğünün tüm anlamı, bu tür sonlar ile tatmin edici türden bir bağlantıdır. Düşüncenin ortak aşamasında duyumsananlar bu tür son noktalar olarak iş görür. Fikirlerimiz, kavramlarımız ve bilimsel teorilerimiz, ancak uyumlu bir şekilde duyular dünyasına geri döndükleri sürece doğru kabul edilir.