Ares ares

Ares ares
@Ates8
Bilim, kendimizi ve başkalarını kandırmamanın en gerçek yoludur.
Değişim hiç bir zaman "kendi kendine" meydana gelmez; bu ne­denle büyük toplumsal sorunlarla yüzyüze kalan insanın müdahalesini gerektirir her zaman. Ve işte bu sorunların çözümünü ötekilerden daha çok kolaylaştıran kişilere büyük adam denir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Büyük kavramı göreceli bir kav­ramdır. İncil'in deyişiyle, "arkadaşları için yaşamını veren" herkes töresel bakımdan büyüktür.
Toplumsal ilişkilerin kendine özgü mantığı var­dır; insanlar belirli karşılıklı ilişkiler içinde yaşadık­ları sürece, başka bir biçimde değil de, belirli bir bi­çimde hissedecek, düşünecek ve davranacaklardır. Toplumsal işlerle uğraşan insanların bu mantığa kar­şı koymaları sonuçsuz olur; eşyanın doğal akışı (top­lumsal ilişkilerin mantığı) bu çabaları hiçe indirgeye­cektir. Ama eğer ben, toplumsal - ekonomik üretim sürecindeki değişimler yüzünden toplumsal ilişkilerin hangi yönde değiştiğini biliyorsam, aynı zamanda top­lumsal ruh durumununda hangi yönde değişmekte olduğunu bilebilir ve böylece onu etkileme olanağına sahip olabilirim. Toplumun ruh durumunu etkilemek, tarihi etkilemek demektir. Şu halde ben, bir anlamda, tarihi yapabilirim, onun "kendi kendine olmasını" bek­lememe gerek yoktur.
Bismark, tarihi yapamayacağımızı, onun yapıl­masını beklememiz gerektiğini söylemişti. Peki o za­man tarihi kim yapar? Tarihin biricik "etken"i olan toplumsal insan . . .Toplumsal insan, kendi toplumsal ilişkilerini yaratır. Ancak, belirli bir dönemde, başka ilişkiler değil de belirli ilişkileri yaratıyorsa, kuşku­suz bunun da bir nedeni olmalıdır .Bu da üretici güç­lerin durumudur. Hiçbir büyük adam, üretici güçlerin durumuna artık, ya da henüz uygun düşmeyen ilişki­leri topluma kabul ettiremez. Bu anlamda, gerçekten onun tarihi yapmasına olanak yoktur ve bu anlamda , istediği kadar saatini ileri ya da geri alsın, ne zamanın akışını hızlandırabilir ne de zamanı geri döndü­rebilir. Burada Lamprecht oldukça haklıdır; Bismark, iktidarının doruğunda bulunduğu zaman bile Alman­ya'yı doğal ekonomiye döndüremezdi.
Stepan Trofimoviç‘in akşam toplantılarında, bir kaç yıl dönüp duran ve istek üzerine, bazı çıfıtları, sağır köylü kadının günah çıkartmasını ve çocuk doğumunu tasvir eden bu alçak adam Lyamşin, bazen Yuliya Mihaylovna’nın toplantılarında da “Kırkıncı yılın liberali” adı altında Stepan Trofimoviç‘i de karikatürize ediyordu.. Herkes kahkahadan kırılıyordu. Bununla beraber, o zamana kadar Stepan Trofimoviç‘e bir köle gibi yaltaklanmıştı.