Değişim hiç bir zaman "kendi kendine" meydana gelmez; bu nedenle büyük toplumsal sorunlarla yüzyüze kalan insanın müdahalesini gerektirir her zaman. Ve işte bu sorunların çözümünü ötekilerden daha çok kolaylaştıran kişilere büyük adam denir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Toplumsal ilişkilerin kendine özgü mantığı vardır; insanlar belirli karşılıklı ilişkiler içinde yaşadıkları sürece, başka bir biçimde değil de, belirli bir biçimde hissedecek, düşünecek ve davranacaklardır.
Toplumsal işlerle uğraşan insanların bu mantığa karşı koymaları sonuçsuz olur; eşyanın doğal akışı (toplumsal ilişkilerin mantığı) bu çabaları hiçe indirgeyecektir. Ama eğer ben, toplumsal - ekonomik üretim sürecindeki değişimler yüzünden toplumsal ilişkilerin hangi yönde değiştiğini biliyorsam, aynı zamanda toplumsal ruh durumununda hangi yönde değişmekte olduğunu bilebilir ve böylece onu etkileme olanağına sahip olabilirim. Toplumun ruh durumunu etkilemek, tarihi etkilemek demektir. Şu halde ben, bir anlamda, tarihi yapabilirim, onun "kendi kendine olmasını" beklememe gerek yoktur.
Bismark, tarihi yapamayacağımızı, onun yapılmasını beklememiz gerektiğini söylemişti. Peki o zaman tarihi kim yapar? Tarihin biricik "etken"i olan toplumsal insan . . .Toplumsal insan, kendi toplumsal ilişkilerini yaratır. Ancak, belirli bir dönemde, başka ilişkiler değil de belirli ilişkileri yaratıyorsa, kuşkusuz bunun da bir nedeni olmalıdır .Bu da üretici güçlerin durumudur. Hiçbir büyük adam, üretici güçlerin durumuna artık, ya da henüz uygun düşmeyen ilişkileri topluma kabul ettiremez. Bu anlamda, gerçekten onun tarihi yapmasına olanak yoktur ve bu anlamda , istediği kadar saatini ileri ya da geri alsın, ne zamanın akışını hızlandırabilir ne de zamanı geri döndürebilir. Burada Lamprecht oldukça haklıdır; Bismark, iktidarının doruğunda bulunduğu zaman bile Almanya'yı doğal ekonomiye döndüremezdi.
Stepan Trofimoviç‘in akşam toplantılarında, bir kaç yıl dönüp duran ve istek üzerine, bazı çıfıtları, sağır köylü kadının günah çıkartmasını ve çocuk doğumunu tasvir eden bu alçak adam Lyamşin, bazen Yuliya Mihaylovna’nın toplantılarında da “Kırkıncı yılın liberali” adı altında Stepan Trofimoviç‘i de karikatürize ediyordu.. Herkes kahkahadan kırılıyordu. Bununla beraber, o zamana kadar Stepan Trofimoviç‘e bir köle gibi yaltaklanmıştı.