Ares ares

Ares ares
@Ates8
Bilim, kendimizi ve başkalarını kandırmamanın en gerçek yoludur.
"Hepsi değil," dedi Hagrid boğuk bir sesle. "Hepsi kalmamı istemiyor." "Hagrid, kuzum, evrensel popülerlik için ayak diriyorsan, daha uzun süre bu kulübede kalacaksın demektir," dedi Dumbledore, yanm ay biçimindeki gözlüğünün üzerinden sert sert bakarak. "Bu okula Müdür olduğumdan beri, okulu yönetme biçimimle ilgili şikâyet ileten en azından bir baykuş almadığım tek bir hafta bile olmadı. Ben ne yapayım? Kendimi çalışma odama kapatıp herkesle konuşmayı ret mi edeyim?"
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bay Kudrin'e yanıtımız, gerçekten de, tutarlı ve gerçek materyalistlerin ekonomik etkeni her yerde işe karıştırmaya karşı olduklarıdır. Dahası onlara, top­lumsal yaşamda hangi etkenin belirleyici olduğunu sormak bile anlamsız gelir. Fakat Bay Kudrin sevin­mekte acele etmesin. Gerçek ve tutarlı materyalistler bu kanıya hiç de bay Narodniklerin ve öznelcilerin et­kisiyle varmış değillerdir.Daha Hegel zamanında bile, toplumsal yaşamda hangi etkenin be­lirleyici olduğunu sormanın yersizliği açıkça görül­meye başlanmıştı. Hegelci idealizm böylesi soruların sorulması olasılığını bile reddediyordu; çağdaş diya­lektik materyalizm bunu haydi haydi reddeder. Eleş­tirel Eleştiriciliğin Eleştirisi'nin ve özellikle Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkısı adlı ünlü kitabın yayım­lanmasından bu yana, ancak kuramlar konusunda ge­ri kalmış olanlar, çeşitli tarihsel-toplumsal etkenlerin birbirlerine oranla önemleri üzerinde gereksiz tartış­malar çıkartabilirler.
Hangisi gerçeğe daha yakın olurdu? Açık söyle­mek gerekirse, biz ikisinin de gerçeğe aynı derecede uzak olduğu kanısındayız.Oku­yucudan, Louis Blanc ve Thorold Rogers'ın görüşlerinin bu noktada birleştiğine dikkat etmesini isteyece­ğiz. Her ikisinin görüşüne göre de toplumsal yaşamı belirleyen ekonomik etkenin kendisi, insan doğasının ve esas olarak da insan aklı ve bilgisinin bir fonksiyonu'dur. Adlarını andığı­mız Restorasyon Dönemi Fransız tarihçileri için de aynı şey geçerlidir. Şimdi, toplumsal yaşamda ekono­mik etkenin belirleyici olduğunu savunmalarına kar­şın, bu etkenin -yani, toplum ekonomisinin- sonuç­ta insan bilgi ve düşüncelerinin ürünü olduğuna ina­nan kişilerin tarih üzerine görüşlerine ne ad verece­ğiz? Böyle görüşler sadece ve sadece idealist olarak ad­landırılabilir. Böylece biz, ekonomik materyalizmin, tarihsel ide­alizmi reddetmesi gerekmediğini görüyoruz. Ya da en kesin biçimde ifade edersek, idealizmi reddetmesi ge­rekmez diyeceğimiz yerde, belki de şimdiye dek çoğu kez idealizmin bir türünden başka bir şey olmadığını söylememiz gerekecektir.
" Basmakalıp olmayan o denli az kitap var ki!"