Nereden başlayacağımı bilmiyorum. Hani bir atasözü var ya fazla merak kediyi öldürür diye, Bruno'da da o oldu gibi. Tel örgülerinin arkasında ne olduğunu hep merak etmesi, keşifler yapmak istemesi gibi.
Bruno'nun bu çocuksu merakı ve sürekli olarak bir yerleri keşfetme isteği yüzünden başına bir şey geleceği belliydi. Ama yine de bir yandan kitabı bitirene kadar da umarım düşündüğüm gibi olmaz diye düşünüyordum. Daha küçücük çocukken, daha ne olduğunu tam olarak kavrayamamalarına rağmen bu tür şeyler yaşıyor olmaları gerçekten insanı üzüyor. Kitabı okurken bir yandan Bruno'nun babasına olan o saygı ve sevgisi hep ön planda gibiydi. Kendimi teselli edebilecek tek şey Bruno, babasının aslında nasıl bir kişilik olduğunu öğrenmedi, hayal kırıklığını yaşamadı belki de biraz daha büyüyünce olayları tam anlamıyla kavrayınca büyük bir hayal kırıklığı yaşayabilirdi. Kitaba göre belki daha detaylıdır diye filmini de en kısa zamanda izleyeceğim.
İncir Kuşları kitabına biraz benzettim nedensizce. İncir Kuşları'nda bir genç kızın ağzıyla kitabı okuyorken Çizgili Pijamalı Çocuk'ta bir çocuğun ağzıyla okuyorduk. Bence zamanınızı ayırarak okuyabileceğiniz güzel bir kitap. Şimdiden okuyacak arkadaşlara iyi okumalar dilerim. Aynı zamanda izleyecek olanlara da iyi seyirler. Sağlıcakla kalın.