Athena

Şu an bunu yazmak komik geliyor, hatta acı veriyor ama o zamanlar böyle olduğuna yürekten inanıyordum. Kendimle il- gili her şeyi değiştirmem gerektiğine inanıyordum: ismimi, gö- rünüşümü, duruşumu, konuşma tarzımı, konuştuğum ve dü- şündüğüm şeyleri. Bu cesur yeni dünyanın bir parçası olmak için farklı, daha iyi birine dönüşmeliydim. Nihayet günün birinde başardım. Yani neredeyse başardım diyelim. Eski benden geriye kalan birkaç iz, ahşap zemindeki kan lekesi gibi üstüme yapışıp kal- dı ve ne kadar ovarsam ovayım ancak soluk kırmızı bir lekeye dönüştürebildim. Bu arada tam adım, Elliot Chase.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Barbara West hep hayatta en önemli iki şeyin ışıklandırma ve zamanlama olduğunu söylerdi. Haklıydı. Işık fazla oldu- ğunda kusurlarım gözüme çarpıyor. Mesela profilimden, saç- larımın, başımın arkasında tuhaf bir açıyla dikleşmesinden ve küçük çenemden nefret ederim. Bir mağazanın soyunma oda- sındaki aynada kendime baktığımda, berbat saçlarım, koca burnum ve çenesiz suratım bana her zaman tatsız bir şok ya- şatır. Kısacası, bu hikâyedeki diğer herkesin aksine, bir film yıldızı gibi görünmüyorum.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Uğursuz ve hayaletli ada
Lana'nın adasına en yakın meskûn ada, tekneyle yirmi da kika uzaklıktaki Mikonos'tu. Doğal olarak Otto adaya bekç bulmak için oraya gitmişti. Ama o iş sandığından çok daha zordu. Cömert bir maaşa rağmen kimse öyle bir adada yaşa- maya hazır değildi. Sorun, bekçinin adada herkesten uzak, yapayalnız bir ha- yat sürecek olması da değildi. Bir efsaneye, civarda anlatılan bir hayalet hikâyesine göre ada Romalılar döneminden beri lanetliydi. Yaşamak şöyle dursun üstüne ayak basmanın bile uğursuzluk getireceğine inanılıyordu. Mikonoslular nasıl da batıl inançlı insanlardı.
Sayfa 21·Kitabı okudu
Siz taburenize yerleşirken bir içki bardağını büyükçe bir bardak çünkü öylesine ihtiyacınız olacak- önünüze itip bu hikâye, aşkı tatmış herkes için, diyerek söze başlıyorum. Lafımı çok fazla bölmemenizi rica ediyorum, en azından ilk başta. Daha sonra konuşup tartışacak bolca zamanımız olacak. Şimdilik beni, bir dostunuzun uzunca bir hikâyesini hoşgörüyle dinleyeceğiniz gibi, sonuna dek dinlemenizi rica ediyorum.
Sayfa 7·Kitabı okudu
Kitaba asla havadan bahsederek başlamayın. Bu sözü kim söylemişti? Hatırlamıyorum, ünlü yazarlarda biridir herhalde. Kim demişse iyi demiş. Hava durumu sıkıcıdır. Kimse hava- nın nasıl olduğunu okumak istemez; hele havanın hep berbar gittiği İngiltere'de. İnsanlar, diğer insanlar hakkındaki kitapla- rı okumayı severler ve deneyimlerime dayanarak söylüyorum, bol tasvirli paragrafları çoğunlukla okumadan geçerler. Hava durumundan uzak durmak makul bir tavsiye ama bu seferlik riski göze alıp bu tavsiyeye uymayacağım. Kura- lı ispatlayan bir istisna yapmayı umuyorum. Endişelenmeyin, hikâyem İngiltere'de geçmiyor, yani size yağmuru falan anla- tacak değilim. Yağmur konusunda sınırı kesin koymak lazım. Hiçbir kitap yağmurla başlamamalı. Asla. İstisnasız.
Sayfa 1·Kitabı okudu