Şu an bunu yazmak komik geliyor, hatta acı veriyor ama o zamanlar böyle olduğuna yürekten inanıyordum. Kendimle il- gili her şeyi değiştirmem gerektiğine inanıyordum: ismimi, gö- rünüşümü, duruşumu, konuşma tarzımı, konuştuğum ve dü- şündüğüm şeyleri. Bu cesur yeni dünyanın bir parçası olmak için farklı, daha iyi birine dönüşmeliydim.
Nihayet günün birinde başardım.
Yani neredeyse başardım diyelim. Eski benden geriye kalan birkaç iz, ahşap zemindeki kan lekesi gibi üstüme yapışıp kal- dı ve ne kadar ovarsam ovayım ancak soluk kırmızı bir lekeye dönüştürebildim.
Bu arada tam adım, Elliot Chase.