Tasavvuf deryasında bu konuyu açtığımızda,
0 Noktası, her şeyin kendisinden çıktığı ama hiçbir şeye benzemeyen "Nokta-i Süveyda" veya "Âmâ" mertebesidir. Zâhiren boşluk gibi görünen o nokta, aslında her şeyin tohumunu içinde barındıran en yoğun doluluk makamıdır.
Hz. Muhammed’e (sav) sorulan "Rabbimiz yerleri ve gökleri yaratmadan önce neredeydi?" sorusuna verdiği cevap olan "Âmâ’daydı" tabiri, tam olarak bu 0 noktasını anlatır.
Âmâ; ne altında ne üstünde hava olan, hiçbir sınırın çizilemediği bir "bulut" halidir.
Bu bir yokluk değildir; aksine, ilahi isim ve sıfatların henüz birbirinden ayrışmadığı, bir "gizli hazine"
(Kenz-i Mahfî) olarak bizzat Zat’ın içinde dürülü olduğu mutlak doluluk halidir.
Tıpkı dev bir ağacın, küçücük bir tohumun içindeki "yokluğu" gibi... Tohuma baksan ağacı göremezsin (boşluk), ama ağaç tüm ihtişamıyla oradadır (doluluk).