Hasan Atik

Hasan Atik
@Atikhasan
Puan vermedi·496 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
Şıpsevdi romanı 1901’de Alafranga adıyla İkdam gazetesinde tefrika edilmeye başlanmış; ancak sakıncalı görülerek yayını durdurulmuştur. 1909’da Şıpsevdi adıyla Sabah gazetesinde tefrika edilmiş, 1911 senesinde de kitap hâlinde yayımlanmıştır. Romanın girişindeki tramvay sahnesi insanların tavırları, davranışları konuşmaları bizlere yaşayan İstanbul’un manzaralarını, o atmosferi yansıtmaktadır. Devrin sosyal yaşamına dair bize bir ön bilgi sunar. Hüseyin Rahmi, Alafrangalığı Şıpsevdi’ de üçe ayırır. İlk grup orta üst sınıfta olanlar yani; sarayla içli dışlı olanlardır. Bunlar Fransızca bilen, at binen şöhretlerini ailelerinden alanlardır. Hüseyin Rahmi, bu gruptaki insanları tek yeteneklerinin şıklık, kumar, dans vs. olması bakımından topluma faydaları olmaması bakımından ve Osmanlının parasını harcamaları bakımından eleştirir. İkinci grup ise Avrupalı kadınlarla evlenmiş levantenlerdir. Bu grubu ise bir yüzünün Osmanlı diğer yüzünün Avrupalı olması bakımında iki yüzlü kumaşa benzeterek eleştirir. Üçüncü tip ise hikayenin ana kahramanı olan Meftun’un içinde bulunduğu gruptur. Romanda bu gruptaki alafrangalar, dış görünüşleriyle, oldukça ayrıntılı bir şekilde tasvir edilir. Batılılaşmayı yalnızca dış görünüşe ve davranış taklitlerine indirgeyen bu grup, yozlaşmış tiplerden oluşur. Hüseyin Rahmi, bu üçüncü tipi anlatmak için romanın merkezine Meftun’u oturtur. Meftun gibi olanlar en tehlikeli olanlardır ve korkulması gerekenlerdir. Kendisinden daima fedakarlık beklenen halkın yozlaşmış olması, onu en tehlikeli alafrangalaşan tiplerden biri yapar. Meftun, Batı hayranı amcası tarafından eğitim için Paris’e gönderilmiştir. Ancak eğlence hayatına kendini kaptıran Meftun, derslerinden ziyade alafrangalığa odaklanmıştır. Amcasının vefatı ile İstanbul’a dönmüştür. Orada
ŞıpsevdiHüseyin Rahmi Gürpınar · Bilge Kültür Sanat · 20153,416 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·142 syf.··
2021 2. kitabı
Gönül Hanım romanı Türkçülüğü, Turancılığı kültürel açıdan ele alan tek roman olmasının yanı sıra Orta Asya’dan söz eden ilk romandır. Ahmet Hikmet romanda kültürel bir Turan çerçevesi oluşturup Müslümanlığı da bu çerçevenin dışında bırakmamıştır. Mehmet Tolun adının ana karaktere verilmesi de boşuna değildir. Tolun, Anadolu’lu,Türk ve Müslüman bir karakteri temsil etmektedir. Müslümanlığın artık Anadolu Türkü’nün esası olduğu vurgulanmıştır. Üsteğmen Mehmet Tolun, Birinci Dünya Savaş’ında Ruslara esir düşmüştür.Sibirya’da bir esir kampında tutulmaktadır. Bir gün kasabaya inen Tolun, lokantada Tatar kardeşler; Gönül Hanım ve Ali Bahadır Kaplanov ile dilin kökeninin Türk olmayanlar tarafından çözümlenmesini eleştirip milletin kurtuluşunun kendi kökenlerini tanımaktan geçtiğini tartışmışlardır. Zamanla sohbetleri ilerlemiş Tolun’un esir arkadaşı Macar Kont Bela Zichy de sohbetlere dahil olmuştur. Ciddi bir hazırlıktan sonra Orta Asya’ya, Orhun Abideleri’ne doğru yola çıkmışlardır. Oluşturdukları bu heyete “Gönül Hanım Sefer Hey’eti” adını koymuşlardır. Gönül Hanım oldukça eğitimli bir kadındır. Dönemin kadınları evde otururken Gönül Hanım’ın böyle bir maceraya atılması ve birkaç dil bilmesi gibi faktörlerle Ahmet Hikmet, oluşturulan klasik kadın algısını yıkmıştır. Mehmet Tolun ile Gönül Kaplanov’un aralarında geçen diyalogda Gönül Hanım’ın soyadının Türkçe karşılığının “Kaplanoğlu” olması konusunda Gönül Hanım’ın “Kaplankızı” soyadını tercih etmesi çağın çok ilerisinde bir davranıştır. Romanda çizilen Turan çerçevesi oldukça geniştir. Bu çerçeve Anadolu Türk Müslümanlığını içine alırken Macarları da bunun dışında bırakmamıştır. Kültürel bir Turan anlayışı, çok daha geniş kitlelerin kültür birliğini hedeflemiştir. Romanda Macar Kontun ve Mehmet Tolun’un, Gönül
Gönül HanımAhmet Hikmet Müftüoğlu · Akçağ Yayınları · 20182,000 okunma
7/10
·80 syf.··
2021 1. kitabı
Ashab-ı Kehfimiz adlı eser Ömer Seyfettin’in içtimai bir roman olarak tanımlamasına rağmen içerik olarak uzun hikâye özellikleri taşımaktadır. Yazar, kendi söylemek istediklerini Ermeni bir gencin hatıraları olarak nitelendirilen bir günlük aracılığıyla aktarmıştır. Ermeni bir genç olan Hayikyan’ın gazete muhabiri sıfatıyla yaptığı röportajda 31 Mart ihtilalinin en meşhur çavuşlarından biriyle aralarında geçen diyalog şöyledir: - Pekâlâ, efendim, siz Türk müsünüz? - Hayır, Türk falan değilim… - Arnavut musunuz? - Hayır, hiçbir şey değilim… - Ya nesiniz? - Müslüman… (Seyfettin, 2019:16) Burada da görüldüğü üzere milliyet kavramı oturmamış din ve milliyet kavramları birbirleriyle karıştırılmaktadır. Hayikyan, Niyazi Bey’le tanışır ve onun görüşlerinden etkilenir. Osmanlılık fikrinin doğruluğuna kanaat getirir. Niyazi Bey’in Osmanlı Kaynaşma Kulübü’ne katılır. Kulübün beyannamesinde yazanlar ise adeta saçmalıktır. Bu beyanname Osmanlılık düşüncesi etrafında toplanarak insanların dinlerini, dillerini, tarihlerini ve milliiyetlerini yok saymaktadır. Kulüpte yalnızca Türk Osmanlılar değil diğer milletlerden de üyeler bulunmaktadır. İş için Marsilya’ya giden Hayikyan, iki yıl sonra İstanbul’a geri döner. Döndüğünde diğer milletlerden azalar göremez, artık sadece Türk azalar bulunmaktadır. Çünkü diğer milletlerin üyeleri kendi milletlerinin çıkarları için bu kulüpte bulunmaktaydılar. Mensup olduğu cemaatlerden ayrılmak işlerine gelmeyince kulübü terk ettiler. Hayikyan artık Osmanlılık idealinden uzaklaşmıştır. Ancak kulübe gelmeye devam etmektedir. “Görüyorum ki bu Türkler namussuz adamlar değil. Fakat hepsi ideolog… ‘Osmanlılık’ vehmi onların bütün mantıklarını, muhakemelerini uyutmuş” (Seyfettin, 2019:44) Osmanlı’da yaşayan diğer milletler Osmanlı’ya savaş açmalarına
Ashab-ı KehfimizÖmer Seyfettin · İz Yayıncılık · 2019169 okunma