ihtiyaçlar açısından bakıldığında, örneğin bir kedinin ihtiyacı; mama ve yuva gibi birkaç şeyden ibarettir. Bir koyunun ihtiyacı ise ot, su ve barınak gibi sayılıdır. Oysa insanın ihtiyaçları saymakla bitmez; maddi ihtiyaçlarının yanı sıra manevi ihtiyaçları da bulunur. Mesela, bir çiçeği sevmek istese, onun hiçbir zaman solmasını istemez. Alır, en güzel saksıya eker; günlük suyunu ve bakımını ihmal etmez. Ancak ömrünün sonunda solmayacak çiçek yoktur. Buna rağmen, insanın çiçeğin solmamasına yönelik arzusu devam eder. Aslında insanın asıl isteği, sonsuz cennettir; çiçek ise bu isteğin bahanesidir. Çünkü çiçek, insanın perde arkasındaki arzusunu ortaya çıkarır. İsteklere kulak verilse, "Solmayan çiçek, ölmeyen anne, hasta olmayan çocuk, ağrımayan diz istiyorum.” gibi arzular işitilir. Bu arzular, sürekli yaşlanmayan bir beden, doymayan bir mide ve meşakkatsiz bir hayata yöneliktir. Oysa dünyada, zahmet çekilmeden hazırlanan bir kahvaltı sofrası bile bulunmaz. Buna rağmen bu arzuların duyulması, cennete olan iştiyaktan kaynaklanır.
insan, elindekinin daima daha fazlasını ister. Mesela bir araba istese, önce "Ayaklarımı yerden kessin yeter.” der. Sonra, otomatik
Olsun, dört çeker olsun derken en son model ve en yeni teknolojiye sahip olmasını ister. Bir ev almak istese, 'Başımı sokacak bir evim Olsun yeter." sözüyle başlar. Ardından, "Aslında evin bir odası
daha Olsa fena olmaz.” der ve çok geçmeden "Olmuşken dubleks olsun 't diye düşünür. Havuzu ve bahçesi de olsun isteğiyle talepler bitmez. Aslında insan farkında olmadan sürekli cenneti talep eder..