Atilla

Atilla
@Atilla_03
Bakın etrafınıza islamın çizgisini aşan herkesin hüsrana uğradığını görürsünüz.Allahtan korkar,Allahı ve Resülünü tanımaya, sevmeye gayret edersiniz.Çünkü başka bir seçenek kalmaz.Mutluluk dünyada aranmaz..
Kast edilen günahlardan dolayı Allah için çekilen Izdıraptır
Izdırap çekemeyenler, başkalarının Izdırap çekebileceğini akıllarına bile getiremezler.. Zübeyir Gündüz Alp
Reklam
Çok güzel çok doğru bir tespit...
Bir insan, Allah(cc) adına hayırlı bir işe başlayıp devamını getiremiyorsa veya ibadetlerinde istikrarı sağlayamıyorsa, imanını yenileme vakti gelmiş demektir....
Çok doğru bir tespit. Bizzat bir tanıdğım var elhamdülillah.
Tasavvuf yolunda yürüyen insanlar, ilk merhalelerde bazen kalbin ve kabrin keşfi gibi kerametler ve manevi lezzetler alır. Temizliği, olgunluğu, ihlası yakaladıktan sonra muhataplarının kalplerini, hatta bazen kabirlerini dahi keşfeder. Hususi bazı malumatlara muttali olur. Bu yüzden tasawufyoluna giren zatlarda ilkzamanlarda keramet bol olur. ikram edilen kerametlerleyolunun doğru olduğunu anlar. Bu onların yola tutunabilmesi içindir. Ancak ilerleyen merhalelerde lezzet azalır, imtihan ağırlaşır. Çünkü artık maksat lezzet değil, hakikat ve sadakattir. Tasawuf yolundaki bir insana daha yolun başındayken sıkıntılar gösterilse, kimse o yola adım dahi atamaz. Bu yüzden Allah(ccj, kullarına şevk vermek adına başlangıçta bazı manevi lezzetler ve teşvik edici ikramlar lütfeder. Müptedi olan kişi yolun ilk safhalarında bu lezzetleri daha çok hisseder. Fakat yolda olgunlaşan, yıllarını bu istikamette geçiren insan için imtihan ağırlaşır, sıkıntılar artar. Çünkü kişi artık hakikate muttali olmuştur. Muttali insan bu kadar sıkıntıyı eteğinin altındaki insanlar yetişsin diye çeker. Sahabeler bu yolu çok hızlı tırmandıkları için onların kerameti azdır, ancak onların sadakati yüksektir. Onlar teşviğe değil, doğrudan hakikate dayanır. Allah(CC ), kuluna bir anda tüm yükü yüklemez. Çünkü kul dayanamaz yıkılır. Mesela Ağrı Dağı'na yüklenen kar miktarı, Harran Ovası'na yağsa ovayı çukurlaştırır. Aynı şekilde o kar Ağrı Dağı'na bir anda yüklense onu da çökertir. Allah(ccj , kula yolculuğun başında teşvik edici ikramlar ve destekler verir. Ancak bu, zamanla azalır ve kul hakikatle yüzleşir. Kul, ihlasa erişirse kulluğu yalnızca Allah(ccj için yapmaya başlar. Bazı büyük zatların ağır sıkıntılara maruz kalmaları olgunluk mertebesinin bir neticesidir.
Köylerde hâlâ yapılır bu ibadet. ELHAMDÜLİLLAH. Yağmur duası
Yağmur duası şu şekilde yapılır: Hoca, cübbesini ters giyer; duaya katılan kişiler ise elbiselerini ve ellerini ters çevirir. Bu hâl, istiâze yani Allah'a(cc) sığınma durumunu ifade eder. insan, bu şekilde hâlinin ters döndüğünü, acizliğini ve perişanlığını Allah'a(cn) arz ettiğini gösterir. Bu tür uygulamalar, tefe'ül denilen manevi yönelişi ifade eder. Tefe'ül; kötü hâli hayra çevirmeyi, musibeti rahmete vesile kılmayı ümit etmektir. Yağmur duasındaki âdetler de bu amaçla yapılır. Yağmur duasına hayvanların, çocukların ve bebeklerin götürülmesi de bu manaya dayanır. Çünkü onlar, acizliğin en saf hâlini temsil ettikleri için rahmeti celbederler. Yûnus(as) Peygamber'in kıssasında, gaybtan çıkıp geri dönen Ninova halkının azaptan kurtuluşunda da benzer bir sahne vardır. Halk, kucaklarında ağlayan bebeklerle "Allahl ım bu masumlara merhamet ettiğin gibi bize de merhamet et." diye yalvarır. Yapılan bu uygulamaların tamamı tefe'üldür; yani "Ya Rab! Her şey altüst oldu. Hâlimizin perişanlığını elbiselerimizin tersliğiyle gösterdik. Derbederer hâlimizle rahmetine diz çoktük. Hâl-i pür melalimiz bu şekildedir." diyerek rahmeti hayra yormaktır. Üstad Bediüzzaman Said Nursî, yağmur duasının yağmur yağması için değil, duanın vakti girdiği için yapılan bir ibadet Olduğunu ifade eder. Yağmur duasına yalnızca yağmur yağsın diye çıkılırsa, dua maksadını kaybeder ve ibadetin ruhu olan kulluk şuuru zedelenir. Çünkü yağmursuzluk, bir nevi ezan hÜkmündedir; duanın vaktinin girdiğini haber verir. Nasıl ki güneş battığında akşam namazı kılınır ve bu namaz "Allah'ım guneşi Yeniden doğur." demek için değil, kulluğun vakti girdiği için eda edilir; aynı şekilde, kesilen her nimet de bir dua vaktinin girdiğini gösterir..
Mescit kuşu Salebe.. Ve yanlış dua istemesi..
Dünya İçin Dua Edilmez Salebe b. Hâtıb el-Ensârî, döneminde "Hamâmetü'l-MesciT yani -Mescit kuşu" olarak bilinen bir sahabedir. Bu şekilde anılmasının sebebi, mescide olan düşkünlüğü ve ibadete derin bağlılğ'dır. Salebe, vaktinin büyük bölümunü mescitte geçirir ibadetle meşgul olur, Bir gün Allah Resûlü'nün(Sav ) huzuruna gelerek, "Ya Resûlullah, bana dua et de zengin olayım." der. Efendimizs•o ise, "Git, bu hâl senin için daha hayırlıdır. Şükrünü yaptığın az mal, şükrünü yapmadığın çok maldan hayırlıdır." diye cevap verir. Sa'lebe, iki defa daha aynı taleple Efendimiz'insuş yanına gelir. Allah Resûlü'ne(sav•) bir konuda ısrarcı olmak nebevi edebe aykırıdır. Ancak Sa'lebe ısrar etmeye devam edinç Efendimizuv) "Ya Rab! Sa'lebelye istediği malı ver." diye dua eden Salebe, küçük bir koyun sürüsüne sahiptir. Bu duadan sonra, koyun sürüsü kısa bir süre içinde tarif edilemez sayılara ulaş'. Salebe'nin serveti arttıkça meşguliyeti de artar. Çunkü mal çoğaldıkça kalpteki ağrılık da artar. Sa'lebe önce cemaatle namazlarını aksatmaya, ardından cuma namazlarına katılmamaya başlar. Bir gün Allah cuma namazında Salebey görememesi üzerine, "Sa'lebe nerede? diye sorar. "Çölde koyunlarının peşinde.” cevabını alınca üzülerek, "Vah Salebe' yazık oldu!' der. Bu olay yaşandığında zekât henüz farz değildi” Zekât farz olunca, Sa'lebe'ye de zekât memurları gönderilir. Ancak Salebe bundan hoşnut olmaz ve "Çölde aç, susuz dolaşarak kazanan benim Size ne oluyor ki gelip benden istiyorsunuz? zekât değil, haraçtır," diyerek karşı çıkar. Efendimiz • bu sözleri ifritince derin bir teessürle, "Vah Sa'lebe,ye yazık oldu der. Rivayetlerde, bu olaydan kısa bir süre sonra Tevbe Suresi'nin 75 ve 76. ayetlerinin nazil olduğu aktarılır. Allah(ccj ayetlerde "Onların içinde öyleleri var ki, 'Allah bize lütuf
Reklam