Atilla

Atilla
@Atilla_03
Bakın etrafınıza islamın çizgisini aşan herkesin hüsrana uğradığını görürsünüz.Allahtan korkar,Allahı ve Resülünü tanımaya, sevmeye gayret edersiniz.Çünkü başka bir seçenek kalmaz.Mutluluk dünyada aranmaz..
Jandarma Genel Komutanlığı
Afyonkarahisar.
1998
25 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
Sabah namazı vakti atmosferde'ki havanın temizliği
Atmosferde'ki en temiz hava sabah namazı vakitlerine denk gelir, bu yüzden namaz sırasında camınızı açın ve dağıtılan rızıklardan payınızı alın, temiz havadan mahrum kalmayın, Ayrıca bunu bilim yeni keşfediyor.. Nereye baksan Mucize, yeterki görmek iste...
Reklam
Bu gün Allahın dini galip gelsin diye ne yaptın?? Birine islamı anlattın mı? Ya da şahsıma değil, İslama zarar gelir diye bir hareketi yapmaktan kaçındın mı?? İslamiyet kendi halinde yaşanan bir din olsaydı Peygamberimiz (Sav) öyle yapardı.. Madem ki müslüman olduğumuzu iddia ediyoruz.. Öyleyse ona göre yaşamaya gayret edelim.. En büyük sünnet önce temsil sonra tebliğdir. Bunu asla unutmayalım. Hatta Ahir zamandayız. Temsil ve tebliğ.. Farz belki de Efraz olabilir...
Japonya yalnızlık ormanı ve intihar oranları neden lüks ülkelerde
Kimsesizlik, yalnızlık ve çaresizlik insanı yıpratır. Bu tür durumlarda insanın ruhuna bir teselli gerekir ve bu teselli, duadır. Allah'ın(CC) kendisini muhatap aldığını ve her elini açtığında ona cevap verdiğini bilmek, insana büyük bir güç kazandırır. Birisinin varolması ve kalbinin en derinindeki çığlıkları dahi duyması, insanı kimsesizliğin vahşet ve dehşetinden kurtarır. İngiltere, Japonya ve İskandinav ülkelerinden; Norveç, Finlandiya ve Danimarka gibi birçok batı ülkesinde zenginlik ve konfor oranı artmasına rağmen yalnızlık ve intihar oranları oldukça yüksektir. Oyle ki, Japonya ve İngiltere'de "Yalnızlık Bakanlığı" kurulmuştur. Birçok okulda ise ders programına "iyilik” dersi eklenmiştir. Japonya'da meşhur bir intihar ormanı bulunur ve ormanın girişinde, insanları bu fikrinden döndürmek için "Hayat size verilmiş bir hediyedir” gibi ifadeler yer alır. Japonlar hassas insanlardır; iç buhranlarını, bunalımlarını ve sıkıntılarını anne babalarıyla dahi paylaşmazlar. Bu nedenle yalnızlık ormanı, onların gözünde kutsal bir yer olarak kabul edilir. Japonya, maddi açıdan birçok ülkenin elli yıl ilerisinde olmasına rağmen durumu oldukça Vahim'dir. Dünyanın en zengin ülkelerine bakıldığında benzer tablo görülür.
Allah her duaya en DOĞRU şekilde cevap verir şüphesiz.
Meselâ: Hasta bir çocuk çağırır: "Yâ Hekim! Bana bak.” Hekim: "Lebbeyk” der. "Ne istersin" cevap verir. Çocuk: "Şu ilâcı ver bana" der. Hekim ise ya aynen istediğini verir yahut onun maslahatına binaen ondan daha iyisini verir yahut hastalığına zarar Olduğunu bilir, hiç vermez. işte Cenab-l Hak, Hakîm- I Mutlak hazır, nâzır olduğu için, abdin duasına cevap verir Dua da hasta bir çocuğun ilaç istemesi gibidir. insan, dua ederken neyin iyi, neyin kötü olduğunu bilmeden ister. Ettiği dua, belki de imanını kaybetmesine sebep olacak bir talep olabilir; buna rağmen yine de ister. Dilden sürekli "Bana illa bu işi ver. Bana bu eşi ver. Bana, bu üniversiteyi ver." gibi dualar dökülür. Kişi, isteklerinin kendisi için faydalı mı zararlı mı olacağını bilemez. Allah(cc) ise kulunun bu dualarına üç şekilde cevap verir: Ya aynen istediğini verir ya onun yararına binaen ondan daha iyisini verir ya da ona zarar vereceğini bildiği için hiç vermez. Bu noktada, Allah'a(cc) tam manasıyla teslim olamayan insan, neticeden memnun olmaz. Hekim, hikmetle iş gören kişidir. Bir çocuk, ilacın rengine ve tadına gore ister; ancak hikmetle iş gören hekim, ona ihtiyacı olanı verir. Çünkü hekim, hastanın vücudunu hastadan daha iyi bilir ve ona göre muamele eder. Allah(cc) da Hakîm-i Mutlaktır; kulunun istikbalini ondan daha iyi bilir ve hikmetle iş görür. İnsan, nasıl ki güvendiği doktora gönül rahatlığıyla teslim oluyorsa, Allah'a(cc) da güvenip O'nun(cc) hükümlerine razı olmalıdır. Ancak çoğu insan, yazdığı ve yarattığı kadere iman etmesine rağmen teslim olmaz; kaderi tenkit eder ve ısrarla farklı şeyler ister...
117 ülkede arştırma yaplır insan fıtraten, inançlı doğar..
Doktor ve hasta iletişiminde, doktorun sorduğu en önemli sorulardan biri "İştahınız nasıl?” sorusudur. Çünkü iştahsızlık, bir hastalığın habercisidir. Aynı şekilde, insanın duasız olması da ondaki iman zafiyetinin bir işaretidir. Efendimiz(sav) bir hadis-i şerifinde "Kime dua kapısı açılmışsa ona rahmet kapısı açılmıştır.” buyurur. Hadis-i Şerif, mefhum-u muhalifiyle okunduğunda, Rahmet kapısı kapanana, dua kapısı kapanır." anlamı çıkar. Yani, duası olmayan bir insanın hiçbir kıymeti yoktur. Çünkü insan, bizzat dua için yaratılmıştır. insanın dua için yaratıldığı, fıtratından açıkça anlaşılır. Çünkü insanın sonsuz ihtiyacı olmasına rağmen, sermayesi sıfırdır. örneğin, dağdaki bir keçinin ihtiyacı sadece ot ve sudur. Oysa insanın ihtiyaçları, saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Allah'ın(cc) insanı bu şekilde yaratmasının sebebi, ona zulmetmek değil; bilakis insanın acizliğini bilip ihtiyaçlarını Allah'tan(cc istemesini sağlamaktır. insan, sonsuz aciz, muhtaç ve her şeye ihtiyacı olan bir varlık olarak, Allah'ın(cc) sonsuz dergahından sürekli istemeye Pograrnlanmıştır. Çünkü Allah'tan(CC) başka insanın ihtiyaçlarını rşılayacak kimse yoktur.