Atilla

Atilla
@Atilla_03
Bakın etrafınıza islamın çizgisini aşan herkesin hüsrana uğradığını görürsünüz.Allahtan korkar,Allahı ve Resülünü tanımaya, sevmeye gayret edersiniz.Çünkü başka bir seçenek kalmaz.Mutluluk dünyada aranmaz..
Jandarma Genel Komutanlığı
Afyonkarahisar.
1998
25 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
KURAN, ARI, MUCİZE, BİLİM.. OKU NOT AL. ÖĞREN, ÖĞRET, NAHL-68
=>Arıların Özellikleri-Bal.<= Arılar, dünyadaki düzen için temel taşı mahiyetinde canlılardır. Arıları ekosistemden çekersek insan nesli bile tehlikeye girer. Çünkü arıların bal yapmak haricinde çok önemli vazifeleri vardır. Buna rağmen arıların sadece bal yapma vazifesine bile bakılsa onların dünya için ne kadar kıymetli oldukları anlaşılır. Arılar, milyonlarca yıldır bal yapmalarına rağmen yaptıkları balın şekli hiç değişmemiştin Kraliçe arının omrü 3-5 yıl, işçi arılarının yazın 1-1,5 ay, erkek arıların ise ömürleri altı aydır. Bir arının ömrü boyunca yaptığı bal, bir çay kaşığının ancak onda biri kadardır. Yani bir çay kaşığı bal için 10 tane arının ömur boyu çalışması ve bir kilogram bal için bir kovan arının yaklaşık 240.000 kilometre uçması gerekir. Dünyanın çevresi 40.075 kilometredir. Yani bir kilogram balın üretilmesi için arıların dünyanın etrafını neredeyse altı kez dolaşacak kadar yol katetmesi gerekir. Ayrıca arılar bir kilogram bal için birkaç milyon çiçek ziyaret eder. Orijinal bir bal, iki bin sene bozulmadan yenilebilir. Böyle bir işi, tüm meslek gruplarının en iyi elemanları dahi toplansa yapamaz. Zira arı, dünyaya mükemmel bir program dahilinde gönderilmiştir. Arılar, çiçekleri gezerken arının gövdesine, kanatlarına ve ozellikle de bacaklarına tozlar-polenler bulaşır. Arılar, kondukları çiçeklerin cinsine dikkat ederler; örneğin bir gülün üzerine konan arı, ardından sümbüle değil, yine başka bir güle gider. Yani her seferinde aynı tür çiçeğin farklı fertlerini tercih eder. Bu sayede bitkiler arasında doğru şekilde döllenme gerçekleşi r ve arılar, âdeta çiçeklerin aşlamasını yapmış olur. Eğer arı, bir güle konduktan sonra gidip sümbüle veya başka bir tür çiçeğe uğrarsa, taşıdığı polen farklı bir türe ait olacağı için döllenme meydana gelmez. Arının
Reklam
İnsan Aciz ve Çaresizdir. Ne için yaratıldığını bilemezse..
Her varlık, kendisine yüklenen vazifeyi yapar ve bundan bir lezzet alır. Mesela altından ya da zümrütten yapılmış bir ahır inşa edip bir atı oraya kapatsanız, at ne bulunduğu durumdan lezzet alır ne de mutlu olur. Fakat aynı atı, geniş bir çayıra, yemyeşil bir meraya bıraksanız; sevinçle koşar, zıplar, tadını çıkarır. Çünkü atın vazifesine bir lezzet yüklenmiştir. Bir akbaba leş yer ve bundan ona bizim gibi koku hiçbir tiksinti duymaz; çünkü Allah(cc) , aldırmamış bize iğrenç gelen o kokuyu akbabaya duyurmamıştır. Yani tüm mevcudat yaptığı vazifeden bir lezzet alır. Oysa insan için durum bütünüyle farklıdır. Çünkü insan yaratılışı gereği aciz vecahildir. Orneğin bir kovanın koşesinde oturup "Ah, bal yapmayı bilmiyorum!" diye ağlayan bir arıya ya da "Ah ah! Zehir salgılamayı yapamıyorum!” diyen bir yılana rastlamayız. Her biri vazifesini eksiksiz bir şekilde yerine getirir. Oysa insan öyle değildir; en basit bir durumda dahi evhama düşebilir. Mesela bir sınav öncesinde "Ya yapamazsam?" korkusuna düşen, elleri titreyen ve başarısız Olacağını zannedip ağlayan nice insan vardır. İnsanın ne kadar aciz veçaresiz olduğu, basit bir sınavdan bile anlaşılabilir.
1 saat namaz, 3 saat ahiret odaklı, günde enaz 4 saatçalışma şart
İnsanın manevi hayatını diri tutabilmesi için belirli bir enerjiye ihtiyacı vardır. Nasıl ki insan, maddi hayatını yemek yemeden sürdüremezse; aynı şekilde manevi hayatını da gıda almadan sürdüremez. İnsanın ruhunu besleyen ve manevi enerji veren bu gıdalar, iman dersleridir. Nasıl ki bir oğrenci, okulda ders alırken seviyesine göre matematik, Türkçe veya tarih gibi dersleri sıralı ve sistematik olarak alır. Mesela birinci sınıf öğrencisine on ikinci sınıf dersleri anlatılmaz. Aynı şekilde, bilgilerin en yücesi olan Kur'an ile ilimlerin en derini ve bilinmesi gerekli olan mârifetullah derslerinin de sıralı ve sistematik olarak alınması gerekir. Bu ilimlere "Olursa Olur, olmazsa da bir şey olmaz." nazarıyla bakılmamalı; onlara gerekli ehemmiyet verilmelidir.
Derdi dünya olanın, Dünya kadar derdi olur.
Tevekkül eden ve etmeyenin misalleri şu hikâyeye benzer: Vaktiyle iki adam, hem bellerine hem başlarına ağır Yükler yüklenip büyük bir sefineye bir bilet alıp girdiler. Birisi girer girmez yükünü gemiye bırakıp üstünde oturup nezaret eder. Diğeri hem ahmak hem mağrur olduğundan yükünü yere bırakmıyor. Ona denildi, "Ağır yükünü gemiye bırakıp rahat et.” O dedi, "Yok, ben bırakmayacağım. Belki zayi olur. Ben kuvvetliyim. Malımı belimde ve başımda muhafaza edeceğim.
Öldüğümzde, yaşasydı vatana millete hayırlı olurdu, diyeblsinler.
Allah’a çağıran, dine ve dünyaya yararlı iş yapan ve ‘Ben Müslümanlardanım’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır? Fussilet, 41/33
Reklam