Atilla

Atilla
@Atilla_03
Bakın etrafınıza islamın çizgisini aşan herkesin hüsrana uğradığını görürsünüz.Allahtan korkar,Allahı ve Resülünü tanımaya, sevmeye gayret edersiniz.Çünkü başka bir seçenek kalmaz.Mutluluk dünyada aranmaz..
Jandarma Genel Komutanlığı
Afyonkarahisar.
1998
25 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
Sabah namazının "fakiri" olduktan sonra, Neyin "zengini" olabilir ki insan??
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İmanımız kadar Tevekkül edebiliriz...
insan, kendisine doğru koşarak gelen çoban köpeklerini konuşarak ikna edemez. Köpekleri durdurmanın tek çaresi, çobanı bulup ondan yardım istemektir. Çünkü çoban, isterse o köpek sürüsünü bir ıslıkla dahi durdurabilir. Aynı şekilde, kişinin başına gelen bela ve musibetlerden kurtulabilmesi için de onların sahibi olan Allah'ı(CC) bulması ve her şeyin kontrolü elinde olan Zat'tan yardım istemesi gerekir. Aksi takdirde, bu musibetlerin açacağı yaralardan kurtulmak mümkün değildir. Zira tevekkülün kanunu budur. Nasıl ki deniz, kendisine güveneni üste çıkarır ve yüzdürür; kendisine güvenmeyip çırpınanı ise batırır. Tevekkülün kanunu da denizin kanunu gibidir; Allah'a(CC) güvenmeyeni içine çeker, batırır; güveneni ise feraha eriştirir.
Din
Darbe ilk vurduğu anda belli olur imanli mıyız değil miyiz..
İnsanda hakiki imanın göstergesi, gelen musibete karşı verilen tepkiyle anlaşılır. Kişi, imanı ölçüsünde başna gelene meydan okuyabilir. Zira insanın çoğu zaman işlerin altından kalkamaması, iman eksikliğinden ve tevekkülün ortaya çıkmamasından kaynaklanır. Mesela okulda öğretmen, dersi anlattıktan sonra, öğrencinin konuyu anlayıp anlamadığını ölçmek için sınav yapar. Oğrenci, sınavdan sonra "Hocam, aslında ben doğru cevabı biliyordum.” dese de puan alamaz; çünkü o bilgiyi sınavda ortaya koyması gerekir. Aynı şekilde, musibet karşısında ezilmemek için de imandan doğan tevekkülün ortaya çıkması gerekir.
Birleşik krallık ve japonya da yalnızlık bakanlığı var. Neden??
Günümüzde refah seviyesi yükselmesine rağmen huzur kaybolmuştur. İnsanlar, maddenin hükmünde yaşadıkça ruhları susuz kalmış ve gönüllerinde açılan boşluğu hiçbir şey dolduramamıştır. Japonya, bu durumun en çarpıcı örneklerinden biridir. Japonya'nın ekonomisi güçlü, insanların ortalama yaşam süresi uzundur; fakat yalnızlık onlar için öyle büyük bir problem hâline gelmiştir ki devlet, "Yalnızlık Bakanlığı" kurmak zorunda kalmıştır. Yüksek seviyelerdeki refah, insanlara aradıkları mutluluğ u sağlayamamıştır. Bu asır, putperestliğin yaygın olduğu, zulmün ve ahlaki çöküşün toplumu sardığı, hakikatin ise küçük bir topluluk dışında görmezden gelindiği Mekke dönemine çok benzeyen bir asırdır. Günümüzde insanlar, tıpkı Mekke dönemindeki gibi, hakikati bilmelerine rağmen ondan yüz çevirerek aynı karanlığı yaşamaktadır. Bu nedenle Bediüzzaman Said Nursî, günümüzü tanımlarken, "Bu asrın acip hassasındandır ki, elması elmas bildiği hâlde camı ona tercih eder." ifadesini kullanır...