Atilla

Atilla
@Atilla_03
Bakın etrafınıza islamın çizgisini aşan herkesin hüsrana uğradığını görürsünüz.Allahtan korkar,Allahı ve Resülünü tanımaya, sevmeye gayret edersiniz.Çünkü başka bir seçenek kalmaz.Mutluluk dünyada aranmaz..
Jandarma Genel Komutanlığı
Afyonkarahisar.
1998
23 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
Amin amin amin..
Yâ Rabbi! Bizleri sev! Bizleri sevenlerden eyle! Bizleri sevdir! Bizleri sevindir! Yâ Rabbi! Ne Ebû Bekir gibi sadakatli bir duruşumuz Ne Ömer gibi celaletli bir hâlimiz Ne Osman gibi Yûsuf misali bir iffetimiz Ne Ali gibi ilim ve cesaretimiz Ne Hatice gibi vefa vefedakârlığımız Ne Sümeyra gibi aşk ve sevdamız Ne Nesîbe gibi mücadele ve gayretimiz var..
Reklam
Kimi sevdiğinize dikkat edin.. Cennete mi götürüyor chenneme mi?
O büyük müjdesini bir daha tekrarlar: "Ey Sevbân! Kişi sevdiği ile beraberdir. Sen de benimle berabersin.. Sevbân bu hadisi Efendimiz'den birkaç kez duymuştu ama ! şimdi bu müjde direk kendisine veriliyordu. O anda öyle bir heyecanlandı ve sevindi ki bir taraftan gözyaşlarını siliyor, bir taraftan da diyordu: "Yâ Resûlullah! Yani ben seni cennette burada gördüğüm gibi görebilecek miyim?” Efendimiz (sav), "Evet, Sevbân! Kişi sevdiği ile beraberdir.” sözünü tekrarlıyordu. Sevbân bu müjdeye öyle bir seviniyordu ki bu sefer de mutluluğundan ağlamaya başlıyordu. Bu hadisenin üzerinden çok geçmeden semanın kapılarından Medine'nin sokaklarına bir âyet süzülüyordu. İnen âyetler başta Sevbân olmak üzere tüm peygamber âşıklarına büyük bir müjde veriyordu. Rabbimiz diyordu ki: "Kim Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendileyine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraber olacaklardır. Bunlar ne güzel arkadaşlardır."
Ayrılığı düşmeyeceğimiz İki emanet " Kuran ve Sünnet "
Efendimiz'i (sav) sevmek, hayatın her anında ve her alanında O'nu tartışılmaz rehber edinmekle mümkündür. Gerçek sevginin nasıl olacağına dair söylenecek ikinci ilke budur. Seven, sevdiğinin yolunda olur; seven, sevdiğinin istediği şekilde olur; seven, sevdiğinin hoşlanacağı işleri yapar; seven, sevdiğinin sevmediklerini terk eder... Dolayısıyla hem sevdiğini söylemek,hem de sevdiğinin kabul edemeyeceği işleri yapmak, o sevgiyi sadece dilde kalan bir hâle düsürür. O'nun yürüdüğü bir yolda öne geçmemek, O'nun konuştuğu bir meselede o söz üzerine söz söylememek, acaba deyip işin içine şahsi yorumlar katmamak, "Şöyle de olur, böyle de olur.” deyip o nebevî terekeyi basite almamaktın Dolayısıyla Efendimiz'i (sav) hakkıyla sevebilmek, O'nun insanlığa miras olarak bıraktığı değişmez değerler olan Kur'ân ve sünnete sahip çıkıp onları tüketmekle değil; üretmekle, yani asrın idrakine söyleterek yaşamakla gerçek manada mümkündür. Zaten Efendimiz bunu şöyle beyan etmiyor muydu? ""Size, sarıldığınız müddetçe asla dalalete düşmeyeceğiniz iki emanet bıraktım. Biri, Allah'ın Kitabı; diğeri ise benim sünnetimdir "" O'nun adımının önüne adım atmamak, sesinin üzerine ses yükseltmemek; işte bu büyük iki emanetin gereğini yerine getirmektir.
29 Mayıs 1453. Mekanın cennet olsun CEDDİM.
21 yaşında idi. 53 gün boyunca şahi topları ile surları yıkmak ile uğraştı. Ve İstanbulu kuşattı. Gemileri karadan yürüttü.. 1000 YILLIK Bizans İmparatorluğunu tarihe gömdü ve başkentini Fethederek peygamber övgüsüne mazhar oldu...
2 milyar Müslüman. 10 milyon İsrail....
Gazze "ÜMMETİN KURBANI" olmuş durumda iken bizim kurbanlarımız Allaha ulaşır mı????