Doğal afetler (kuraklık, çekirge istilası, sel, dolu vs) yüzünden tarımın bir veya birkaç kolu zarar görünce ve ürünlerin fiyatı artınca halka şirin görünmek isteyen valiler, yüzyılların gelenekleriyle adeta kutsallık kazanmış olan fakat iktisat biliminin ve tecrübelerin çoktan büyük bir yanlış olarak kabul ettiği bir yönteme başvurup, narh koyarlar. Narh, gıda maddeleri ve odun, kömür, yağ, mum gibi diğer temel ihtiyaç maddeleri için konan tavan fiyattır. Vali ne kadar popüler olmak isterse, fiyatları o kadar düşük tutar. Tüccar
malını satabilmek için büyük zararlar göze almak zorunda kalır. Narhtan haberi olmadan malını pazara getirmişse narha boyun eğmek zorunda kalır. Fakat pazardan döndüğü zaman ya dükkânına kilit vurur ya da malını başka bir yerde satmaya karar verir. Halkın
menfaati için konulan narh böylece çoğu zaman halkı zarara uğratır.
Bir keresinde Gelibolu'da dar kafalı bir mutasarrnf, surf en kolay yoldan, yani tüccarları zarara sokarak halkın gözüne girmek için, hiçbir gerekçe yokken çok düşük bir narh tesbit etmişti. Fakat tüccarlar oyuna gelmemişler, hemen harekete geçip mallarınn İstanbul'a yollamışlar ve orada kârla satmışlardı. Gelibolu'daysa satışlar durmnuş.
Mutasarrıf mülkiyet hakkına yaptığı aptalca müdahaleyi alelacele iptal etmeseydi halk açlıktan kırılacaktı.