Atilla

Ajanslar, 1 Ekim 1918'de Bulgaristan'ın mütareke isteğinde bulunduğunu 3 Ekim 1918de de mütareke imzalandığını kesin olarak bildiriyor. Şam da, İngilizler tarafından işgal edildi. Ümitsizlik içinde kıvranıyorum. Altı yüz yıllık bir saltanat on yıl içinde eriyip gitti. 5 Ekim 1918: Ajans haberlerinde, müttefiklerin Wilson'un 14 maddelik şartlarını kabul ve her tarafa mütareke imzalanmasını teklif ettiklerini bildiriyor. Zararın neresinden dönersek kârdır. Büsbütün istilaya uğramadan, bu suretle barış hayırlıdır. 6 Ekim Pazar: Geç vakit ordulara mütareke emri verildiği bildirildi. Doğru ise barış kesin. Dört seneden beri dökülen kan boşa aktı. Onca arazi kaybetmemize karşılık iyi bir idare bulabilirsek, Türk varlığı yine devam edecektir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
3 Ekim 1918'de mütareke imzalandığını kesin olarak bildiriyor. Şam da, İngilizler tarafından işgal edildi. Ümitsizlik içinde kıvranıyorum. Altı yüz yılık bir saltanat on yıl içinde eriyip gitti.
Ben kendimi bildim bileli devletimiz, sorunlardan kurtulamadı. Yunan Savaşı, Yemen İsyanı, Dürzi Olayı, Rumeli olayları, Ermeni İsyanı, Arabistan, Arnavutluk, Girit, Makedonya, Teselya, zavallı Türk milletinin mezarı olmuştur. Memleketimiz Doğu Rumeli, Bosna-Hersek, Kosova, Manastır, Selanik, Trablusgarp vilayetleri ile Fizan ve Bingazi sancakları, Cezayir-i Bahr-i Sefid (Akdeniz), Yemen, Hicaz, Musul, Suriye, Beyrut, Basra, Bağdat, Halep kaybedilmiş; bugün elimizde Anadolu dediğimiz parça kalmıştır.
Fizan Çölleri- Akşam "Ümmütilağ" denilen yere vardığımızda, takatsiz hasta ve garip bir öksüzlükle şuraya buraya yatıp kalmışız. Ertesi günü "Ümmütlağ"dan yola çıktık. Gün doğmak üzere idi. İşte bir çöl ki, göz alabildiğince arızasız uzanıp gidiyordu. İlk defa burada serap gördük. Bir deniz ki, üç mil öteye kadar uzanıyordu. Üzerindeki ufak bir taş veya çalı, deniz ortasında bir ada veya bir ağaç kadar büyük ve heybetli görünüyordu. At kiralayan arkadaşlarımız bizden ilerde yürüdüklerinden, atar su içinde yürüyor gibi görünüyordu. Bu manzara o kadar hoşumuza gidiyordu ki, bakmaktan gözlerimiz yoruluyor, kararıyor, fakat vazgeçemiyorduk. Biraz sonra arkamıza baktık. Oh her tarafımız su, biz bir deniz üzerinde yürüyor gibi idik. Okulda hikmet -fizik-dersinde serap sözü geçtiği zaman, o kadar önemsememiştik. Evrene hayat veren güneş, başka bir dünyayı canlandırmak için bizi terk etmeye hazırlandığı akşam üstü, serap da çekildi; kurudu.
1918 Adana- Osmanlı Mebusan Meclisi süresini uzatarak, seçimleri savaşın sonuna erteledi. Bu arada Harbiye Bakanı ve Sadrazam Kaymakamı Enver Paşanın teklifi ile hükümette gizli bir celse toplanmış. Bunların kısa görüşlerine, Osmanlı Milleti kar gibi eridi. Vasıta eksikliği, gıda yetersizliği ve elbise noksanı ile buna eklenen suistimaller, memleketi dayanılmaz duruma soktu. Bu gün silah altındaki varlığımızın ancak % 10'u cenk ve savaşa uygundur. Halktan da, biz en rahatı addolunuyoruz ki, bizim de noksan ve mahrumiyetten tahammülümüz tükendi. Önceden bana 6-7 saatlik çalışma az gelirken, şimdi iki saatte yoruluyor, yol yürüyemiyorum. Artık bizden daha az beslenenlerin durumlarını sormayın.