Atilla

1918 Adana- 2. Abdulhamitin en büyük mağduru, en büyük düşmanı ben olduğum halde zamanında savaşsız geçen günlerimiz için koca sultanı takdire başladım. Büyük adammış, tarih de bir gün bu fikrimi tasdik edecektir. Fakat aradan bir elli yıl geçmesi lazımdır. Ne mutlu elli yıl sonra sağ kalıp da, bu satırları okuyanlara.
27 Temmuz 1918 Trabzon: Bugün Gülnihal vapuru geldi. Rıhtıma gittim. Fakat özel vapurmuş, Halil Paşa Hazretlerini getirmiş. Kendisi, Kafkas İslam Orduları kumandanlarından. Buraya otuz beş gündür vapur gelmediği için, vapurda yolcu umuyorduk. Halbuki vapura yolcu değil, postayı bile almamış. Bu ne insafsızlıktır. Burada halk ve memurlar açlıktan ölürken, keyif için vapurlar kalkıyor. Bu arada vapurdan çıkan bir Rum'a rastladım. Onun söylediğine göre, Tokatlıyan'ın bir şubesi vapurda imiş. Geçen gün gelen ve Batum'da 24 saat kalıp dönen Gülcemal vapurunda da yine böyle Tokatlıyan'in bir şubesi varmış ve yemek masrafı olarak kırk bin lira ödenmiş. Bu parayı kimin ödediğini sordum. "Hükûmet" cevabını verdi. Bunları duyunca artık çöküşe doğru dört nala koştuğumuza hükmettim. Çünkü Endülüs ve Bizans'ın da sonu, böyle zevk, eğlence ve adaletsizliklerle belli olmuştu. Kırk bin lira halbuki Trabzon'un bir aylık yiyeceğine yeterdir. Yani padişahın yeni vezirlerinin de yaptıklarından ümidim kalmadı.
Anlaşmadaki gizli bir madde Türklerin Amerika'da gemi yaptırabilmelerine olanak tanıyordu; eski dünyanın insanları olarak bizler Navarin'de kadim dostlarımızın filolarını yok ederken, yeni gelenler kendi topraklarında boşuna yer tutan yararsız ormanlarını temizleyerek onlara yeni bir filo sağlıyordu.