4 kelebeğin hikayesini bilir misiniz? 4 kelebek bir gün ateşin sırrını çözmeye karar verirler. Birinci ateşe yaklaşır bir tur atar, geri döner ve yalnızca ışık saçtığını söyler. İkincisi gider, ateşe daha fazla yaklaşır ve ısı da verdiğini söyler. Üçüncüsü gider, daha fazla yaklaşır geri gelir, sırrını çözdüğünü ve ateşin asıl yakıcı olduğunu söyler. Bunu yeterli görmeyen dördüncü kelebek ateşe yaklaşır bir tur, iki tur, üç tur atar, sonunda ateşin içine girer ve yanar. Ama ateşin sırrını diğerlerine söyleyemez. Bu kitapta başta iki mimar vardır. Biri Howard Roark diğeri Peter Keating. Üçüncü kelebek Peter Keating iken dördüncü kelebek Howard Roak'tır. Hikayeden farklı olarak Howard ateşin sırrını kitabın sonunda anlatır.
Bu kitapta ben en çok Peter'e üzüldüm çünkü kendisini dördüncü kelebek olduğuna inandırmış ama üçüncü kelebek olmaktan hiç ileri gidememiştir. Aslında kendim ve herkes adına umuyorum ki dördüncü kelebek olduğuna inanmış ya da inandırılmış bir üçüncü kelebek olmayız. Hayatımızı bir hiç uğruna yaşamayız.
Howard'a gelecek olursak kitabın başından sonuna kadar hayatın kaynağının kim ve ne olduğunu aslında görüyorsunuz ve bence kitabı en etkileyici yapan kısım okuyucuların birçoğunun yüzüne çarpan gerçeklikte, hayat kaynaklarının peşlerinden koşamadıkları bir serüvenin içinde olduklarının farkında olmalarıdır. Kimisi için bu değişimin başlangıcı olabilir. Kimisi içinse değiştiremeyeceğini fark ettikleri şeylerin sancısı olabilir. Çoğu kişisel gelişim kitaplarında olduğunun aksine bazen siz isteseniz de hayat bazı şeyleri sizin düzeltmenize izin vermez ve buna mahkum kalırsınız. Kitabı okurken Howard'ın Keating'e resim çizmek konusunda geç kaldığını söylediğinde ne kadar sinirlensem de aslında haklılığının farkındayım, bazen kendimizi hayatımızı