Ağır ağır, bir günden diğerine yaşıyordum; başımı hiç kaldırmadan, dikkatimiönümdeki uçsuz bucaksız bataklığa vererek, ilkönce sağ ayağımı, sonra sol ayağımı, tekrar sağ ve ardından sol ayağımı yere basarak, nerede olduğumu bilmeden, doğru yöne digip gitmediğimi sorgulamadan, sadece hareket etmem gerektiğini bilerek, adımlarımı teker teker atıyordum.
İnsanlar devrim niteliğinde değişimler istiyorlardı ve by değişim sanki köşe başında duruyor gibiydi.Ama değişim denen şey sanki ikiboyutlu sahne dekoru gibiydi, varlığı ya da anlamı olmayan.
Bazen onunla konuşurken hep olduğum yerde dönüp dolaşıyormuşum hissine kapılıyordum. Onu sürekli yukarı çeken şey beni bir çember içinde döndürüp duruyor. Kendimi öyle boş hissettiriyor ki!