Fark etmez

Fark etmez
@Atmosphere
Bu ben değilim
Tüm bedenim bilinmeyen bir kaynaktan,varlığımın dışında tanımlanamaz bir noktadan gelen, çok uzak,genede bildik bir hazla sarsildi. Bedenimin bir yerinde,dingin bir harla başlayıp dingin bir acıyla biten yumuşak nabız atışlarını hissdebiliyordum. Bir an dokunabilmek için tutmaya çalıştığim,fakat hava gibi,bir yanılsama,uçup giden ve yok olan bir düş gibi elimden kaçan bir şeydi bu. Uykumda, bu hazzı şu anda elimden kaçınıyormuşum gibi ağladım; sanki uzun süre önce değil de ilk kez yitirdiğim bir şeymiş gibi.
Reklam
Bir gece Vafeya, "Hiç âşık oldun mu Firdevs?" diye sordu. "Hayır Vafeya, hiç âşık olmadım," yanıtını verdim. Bana şaşkınlıkla baktı ve "Ne tuhaf!" dedi. "Neden tuhafbuldun?" diye sordum. "Bakışlarında âşık olduğunu söyleyen bir şey var." "İnsanın bakışlarında aşkı ele veren ne olabilir ki?" Başını sallayıp, "Bilmiyorum," dedi. "Fakat özellikle senin. aşksız yaşayamayacak biri olduğunu hissediyorum." "Ama ben aşksız yaşiyorum." "O halde yaşamın bir yalan; ya da hiç yaşamıyorsun."
Böylece boynum bükük, başım önümde geri döner, eve gidenyolda yürürken, kim olduğumu düşünürdüm. Kafama bir sürü soru doluşurdu: Ben kimdim? Babam kimdi? Ömrüm hayvan pisliği temizlemekle, başımın üstünde testi taşımakla, hamur yoğurup ekmek pişirmekle mi geçecekti?
"Ben seni derin denizlerde terk etmedim Sen beni kuru toprakta bıraktın Ben seni parlak altınlara değişmedim Sense beni bir pula sattın. Leylim oy, Oy benim gözüm oy."
Cuma namazından bahseder, imamın akıllara durgunluk verecek kadar ikna edici, sözü dinlenir biri olduğu üzerine konuşurlardı Çalmanın günah olduğu besbelli değil miydi; ya adam öldürmek, bir kadının namusunu kirletmek, adaletsiz davranmak,bir insanoğlunu dövmek suç değil miydi? Dahası, itaat etmenin ülkesini sevmenin bir görev olduğunu kim yadsıyabilirdi ki? Allah aşkıyla hükümdar aşkı bir ve bütündü. Allah hükümdarımızı uzun yıllar korusun ve onun ülkemizin, Arap ulusunun ve tüm insanlığın esin ve güç kaynağı olarak kalmasını sağlasındı.
Reklam