Yaprakları çevirirken 44.sayfada taşı kanayan öyküsü karşıma çıkıverdi..
Şöyle anlatıyordu.
Şemsl
birgün şeyhi, derviş,e dedi ki halife sana şemayı yasak etti.. bu yasak dervişin yüreğinde bir düğüm oldu... Derviş hastalandı yatağa düştü.. dervişi uzman bir hekime götürdüler...hekim dervişin nabzını tuttu..hastalığının sebeplerini araştırdı.. bildiği hastalıklardan hiçbirine benzemiyordu..
Farklı tedavi yöntemlerini denedi.. ama dervişe yardım edemedi gün gelip derviş ölduama hekim iyileştiremediği bir hastalığın peşini bırakmadı...dervişin mezarını açtırdı.. cesedini muayene hanesine taşıttı.. orada cesedin göğsünü yardı.. kalbini çıkardı baktiki ...dervişin kalbi düğümlenmiş düğüm sertleşmiş tıpkı akik taşı gibi olmuş hekim bu akik taşini yıllardır sakladı..akik ama sonra yoksul düştü ve taşı sattı...akik taşı elden ele dolaştıktan sonra halifeye ulaştı halife bunu yüzük taşı yaptırdı...
Birgün semada aşağıya bakarken elbisesinin kan içinden kaldığını gördü...kendini yokladı,hiçbir tarafında yara bere yoktu elini yüzüğe götürdü.. yüzüğün taşı kan olup akmışti....