Merhum öykücümüz Rasim Özdenören'in o sözünü hatırlamanın yeri geldi sanırım: “Bol bol okuyun, okumayı terk etmeyin. Derdi olan insan okur, derdi olmayan da okuyarak dert sahibi olur. Asıl mesele derdimizin olmasıdır.” Durduk yerde dert sahibi olmak, dert sahibi olmayı dilemek, bunun için çaba sarf etmek; mutluluk öğretisi üzerine bina edilen bir dünyada kulağa tuhaf gelebilir. Wilhelm Schmid'in ifadesiyle bu "mutluluk diktatörlüğü"nün gönüllü tebaası olanları, derdin erdem olduğuna ikna edebileceğimizi sanmıyorum. Belki önlerine, Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar'ındaki o soruyu koymakla yetinebiliriz: “Kolay elde edilmiş bir saadet mi yoksa insanı yücelten bir ızdırap mı daha iyidir?”