cansu

cansu
@Atufet
yeni mezun, yeni evli bir hanımefendi
Merhum öykücümüz Rasim Özdenören'in o sözünü hatırlamanın yeri geldi sanırım: “Bol bol okuyun, okumayı terk etmeyin. Derdi olan insan okur, derdi olmayan da okuyarak dert sahibi olur. Asıl mesele derdimizin olmasıdır.” Durduk yerde dert sahibi olmak, dert sahibi olmayı dilemek, bunun için çaba sarf etmek; mutluluk öğretisi üzerine bina edilen bir dünyada kulağa tuhaf gelebilir. Wilhelm Schmid'in ifadesiyle bu "mutluluk diktatörlüğü"nün gönüllü tebaası olanları, derdin erdem olduğuna ikna edebileceğimizi sanmıyorum. Belki önlerine, Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar'ındaki o soruyu koymakla yetinebiliriz: “Kolay elde edilmiş bir saadet mi yoksa insanı yücelten bir ızdırap mı daha iyidir?”
Reklam
Tarkovski, “İlkelerine bir kez olsun ihanet eden insan, hayat ile olan saf ilişkisini yitirir." diyerek insanın kendisine karşı işleyeceği en büyük cürümün bir kereliğine bile olsa kendisine karşı vicdansızlık yapması olduğunu söyler.
Dert ki Devadır Beni âhım bağında bülbül-i şeydâ eylemiş Mecnun gibi baştanbaşa sevda eylemiş Neyleyim ki uğruna kurbân olduğum güzel Her saniye ayrı elem, ayrı cefâ eylemiş Sevda ile sarhoşlamış erenler duruyorken Gitmiş de âşık olmayanlara da'vâ eylemiş Hançer-i savdâsını saplamış ta kalbime Tahtını gözyaşım üstüne binâ eylemiş Her akşam yolundaki efgânımı duymamak için Beni gölgesinden dahi cüda eylemiş Bin parçaya doğrasan da vazgeçemem ki Neyleyim Allah'ım hüsnüne müptelâ eylemiş İstersen kaç kuytulara, enînimi duyma Yüce Rab'bim aşkının derdini deva eylemiş...
Dediler ömrü azdır gülizârında gülün Dediler güvenilmez sûretin vefasına Sevda zehirli hançer, a dost bilmelisin ki Bin bir sitem karışır birazcık sefasına Sûretin alâyişi, sûretin cilvesi çok Verme sakın gönlünü kanıp merhabasına