Ama bu düşünceler kalıcı değildi, gelip geçiyor, yüreğindeki ateşi daha da körüklüyor, kavuşma ne kadar imkânsız görünüyorsa, o da yalnızlığa karşı o kadar metin olduğunu hissediyordu. Bununla beraber, boğucu sıkıntılar ona Allah'a olan inancının ne kadar güçlü ve içten olduğunu da hissettiriyordu. Yüce Yaradan'ın insana dünyevî aşklar vererek, onun var olmasının en büyük sevincini de yarattığını keşfediyordu. Tanrı'nın lûtfu akıp giden zaman kadar sonsuzdu, çünkü her aşk ayrı ve tekti.
Unutmayalım: Form, normunu dayatır. Bilim, kültürden bağımsız değildir. Bilimi üreten uygarlığın normlarının hem ifadesi hem de ifade edicisidir form, dolayısıyla bilim. Bilimin arkasında bir zihin dünyası, bir anlam dünyası, bir normlar dünyası vardır.