Ey şimdi beni bir elma gibi ikiye bölen
Öncesi ve sonrası diye fısıldayan
Oradaki ve buradaki diye parlayan bıçak,
Döve döve kırdığım demir
Sulaya sulaya çürüttüğüm kaktüs
Bana nasıl ölünür onu anlat,
Akıp giden arabaların arasından geçerek
Kartondan evlerin ara katlarında kalarak
Hiç kimseden hiçbir şey istemeden
Ellerimi önümde bağlamadan utancımdan
Ölümden daha yetkili bir tanıdık bilmeden
Ağaçların gökyüzüne doğru uzattığı kolları gibi
Bana nasıl