📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Din adamı kalabalıktan değil, Allah'tan kuvvet alacaktır. Onun büyük Yalnız'a iştirak vasıtası kendi ferdî ruhudur. Ruhunu köprü olarak kullanmakla Allah'ına ulaşacak ve cemaati da bu yoldan geçirip Allah'a ulaştıracaktır. Bunun için kendi ruhunun ıslahına, ihyasına çalışması lâzımdır. Ticarethaneyi, fabrikayı ve cemaatın başları üstünde sürülen saltanatı bıraksın. Yalnızlığı ile Allah'ın saltanatına sığınsın. O, maaşı, mertebeyi, devlet kapısını, telâkatı ve siyaseti unutsun, sonsuzluğa saldığı kendi ruhunu arasın, onun arkasından koşsun; cemaat kendiliğinden onu takip edecektir. Bu yolda yalnız Allah'a bağlanan büyük ferdiyetçi ruhların hiçbir karşılık beklemeden halkın hizmetine atılmaları asıl dini cihattır. Cemaatın binbir hizmetine kendini adayacak olan hakiki din adamları, bütün kuvvetleri ile bütün varlıklarını halka verirler, ondan hiçbir şey almazlar. Allah'a dost olmasını bilmeyen milyonların meydana getirdiği kalabalıklar ise birbirlerini yerler, fakat insanlığı yükseltmez ve ruhları kurtarmazlar. Allah yolunda atletizme bağlanan bir ruh, büyük fertlerin ruhu insanlığı kurtarır. Kalabalık arayanlar, tıklım tıklım dolu hapishanelerle tımarhanelere ve şehirlerin neşeli caddeleriyle pazarlarına koşsunlar, bize Allah'ı arayan bir ruh lâzımdır.
İslâm dünyasının kavuklu müftülerle sırmalı taylesanlı şeyhulislâmlara ihtiyacı yoktur. Kalbinde analığın sırrını taşıyan, sabır ve sevgi mürşidi ilköğretmenlerle hizmet ve şefkat âşıkı hastabakıcı hemşirelerle, telkinci ve temizleyici, aynı zamanda ruhlara teselli sunan, kinleri unutturan hapishane hizmetlilerine ihtiyacı vardır. Kavuklular değil, kalpliler din adamlarıdır. İnsan sevgisine yüz çevirip, tabiat aşkı tanımayan dinî hayat, kin ile yumrukta sembolleşen barbarlıktan başka meyve vermiyor.
Halkın her günkü hayat mücadelesi içinde madde hırslarıyla bunalan varlığına ruh aşısı yapmak, büyük ruhları ise maddenin dünyasından ruhun dünyasına yükseltmektir. İnsanların arasında din görevlisi olarak yaşayanların bu görevi, halkı her yerde madde batağından çekip çıkararak onu Allah'a götüren yolda yaşatmak, hayat mücadelesini bu yolun yakınlarında yaptırmak için gayret ve kuvvet harcamaktan başka bir şey olamaz. Fertleri ve müesseseleri bu ilâhî bölgeye doğru itmek, sürüklemek için harcanacak pek çok gayretlerle fedakârlıklara ihtiyaç vardır.
Dinin konusu ruhtur, bedense ruha yüktür. Din, bedene saadet ve bolluk getirmek davasında değildir; bilâkis ruhu bedene hâkim kılmak davasındadır. Ancak insan bedeniyle yaşadığı için bu bedenin ruhun yüksek gayesine uygun hareketler yapması için şeriat bildirilmiş ve onda bedenin hareketleri, ruha zarar vermeyecek veya onu besleyecek tarzlarda tertiplenmiştir.