Mâlik b. Dinâr (k.s) şöyle demiştir: "Isâ (a.s) havârileriyle beraber giderken bir köpek leşine rastladılar. Havâriler "Bu köpek ne kötü kokuyor" dediler. İsâ (a.s) "Dişleri ne kadar beyaz, ne kadar parlakmış" dedi.
Hz. İså bu sözüyle, köpek dahi olsa arkasından kötü konuşmanın uygun olmadığını ve Allah'ın (c.c) yarattıklarının güzel taraflarından bahsetmenin gereğini anlatmak istemiştir.
"...Sizden biriniz, kıyamet günü, sabahtan akşama kadar doldurduğu, içerisinde bulunanların çoğu dünyasına ve âhiretine fayda vermeyen şeylerle dolu olan kitabı açıldığı zaman utanmaz mı?"
İnsan bilmelidir ki ölüm, önünde hazır beklemektedir. Kendisi de konuştuğu her kelimeden sorumlu olacaktır. Harcadığı nefesleri, onun sermayesidir. Gerçekten onun dili, yerinde kullanıldığında âhiret nimetlerini avlamaya muktedir bir ağdır. Onun ihmali ve kaybedilmesi ise apaçık bir zarardır.
Cennet, ancak hiç hesaba çekilmeyecek kimse için kolayca girilecek bir yerdir. Kendisine fayda vermeyen şeyleri konuşan ise, sözleri mubah da olsa, konuştuklarından hesaba çekilir. Bunun için inceden inceye hesaba çekilmek durumunda olan kimse için, "Cennet nimetlerine kavuştun, âfiyet olsun" denmez. Çünkü bu hesap da, bir çeşit azaptır.
Enes b. Mâlik'in (r.a) rivayetine göre Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
"Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı düzgün olmaz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz. Komşusu kötülüklerinden emin olmayan kimse cennete giremez."