Hayata dair çok önemli bir gerçeği aklınızdan çıkarmayın. Bir insanı koşulsuz sevmeniz ya da hayatınızı ona adamanız kitap ve sinema dünyası için inanılmaz romantik bir davranış olarak gözükse de gerçekte sizi sıradanlaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Keşke çok sevdiğimiz her şey bizi o kadar sevseydi. Ama ne yazık ki ortada basit bir denklemden çok daha fazlası var. İşte tam da bu yüzden bir insan bedava ya da karşılıksız olan hiçbir şeyin kıymetini bilmez. Bilemez. Buna sevgi de dahil ne yazık ki. Çünkü dopaminin yeniliklere duyduğu yoğun ilgi bu kalıcı ilişkinin kurulmasının önündeki en büyük engeldir.
Mesela kendinizi düşünün. Hayatınız boyunca bir kez olsun dalağınıza teşekkür ettiniz mi? Tek bir kez bile... Şöyle ellerinizi karın bölgenizin sol tarafına koyup " İyi ki varsın sevgili dalak, sen olmasan ben ne yapardım" dediniz mi? Muhtemelen hayır. Oysa o dalak her gün deli gibi çalışıp tüm ömrünü sizin için harcamakta. Ama bu durum sizin zerre umrunuzda değil. Sadece ne zaman dikkatinizi çekecektir biliyor musunuz? Bir aksilik çıktığında ve doktorlar dalağınızın eskisi gibi çalışmayacağını söylediğinde.
Dopamin zirvesi ne kadar yüksek olursa onu takip eden çöküş de o kadar büyük olacaktır.
Buradaki mantık basittir. Depolarımızdaki dophaminden ne kadar fazla kullanılırsa çöküş sonunda varılan noktadan taban seviyesine çıkmak o kadar uzun sürecektir. İşte insanların kafasını karıştıran bu dip dönemde hissetiklerimizdir. Büyük hazlar ve başarılar sonrasında görülen durgunluğun ana sebebi bu çöküştür.
David hepimizi kurtarmak için kendini feda edecekti. Yaptığı şeyleri hep sorgulayarak bunu yapmaya onu biz mi zorlamıştık ?
Diğer kimsenin ona benim kadar güvenmediğini biliyordum fakat bir süredir ona ben bile inanmıyordum. Fakat böyle olması gerekmiyordu.
"David! Geri dön!"
Gadya da bağırmaya başladı. Her şey çok hızlı gelişiyordu. Ellerimiz acıyana kadar metal kapağı yumrukladık. Liam da hemen yanımızda yine kapının kolunu çekiyordu.
David son kez döndü. Gözlerime baktı.
"Yalnızca yaptığım şeyi unutma yeter." Boğuk sesi tünelde yankılanıyordu.
"Kimsenin benim için hain demesine izin verme. Dışarıdan nasıl görünürse görünsün en başından beri doğru tarafta olduğumu söyle."
"Elbette! David, ben..."
"Düşüncelerinde bana da yer ver Alenna," diye mırıldandı. "Sen her zaman benim düşüncelerimdeydin."
Ve beni şaşırttıktan sonra sırtını dönerek tünelin karanlığının içinde kayboldu.