Buraya gelen, morun bin bir tonuna bürünmüş manzaralarımızı gören her insan cennete geldiğine inanabilirdi. Ama ne olurdu cennette? Ne yapardınız?
Bir süre sonra hatalara, kusurlara hasret kalmaz mıydınız? Aşkı, arzuyu, yanlış anlaşılmaları, hatta belki biraz şiddeti aramaz mıydınız canlanmak için? Işığın gölgeye ihtiyacı yok muydu? Yok muydu gerçekten? Belkide yoktu. Belki de ben anlamıyordum. Belki de mesele acıdan uzak yaşayabilmekti.