Serkan Dağlı

Serkan Dağlı
@Author17
Faşizm ile özgürlük arasında sıkışıp kalmış en büyük eylem gülümsemektir. Çünkü iki kavram arasında geçen mücadeledeki en etkili silah şüphesiz mizahtır. Serkan Dağlı
Unvan: Yazar
Ön lisans: T.C. Selçuk Üniversitesi / Konya Fakülte: Akören Ali Rıza Ercan MYO Bölüm: Muhasebe Ve Vergi Uygulamaları Lisans: T.C. Anadolu Üniversitesi / Eskişehir Fakülte: İşletme Fakültesi Bölüm: İşletme
İstanbul / Türkiye
Biga / Çanakkale
68 okur puanı
Haziran 2023 tarihinde katıldı
30 Ağustos Zafer Bayramı
Zihninde özgürlük, kalbinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk sevgisi ve saygısı olan herkesin 30 Ağustos Zafer Bayramını tüm kalbimle kutluyorum...... Serkan Dağlı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İki Günlük Devrim
Aylar önce bazı bağımsız gazetelerde çıkan RoboCops projesi haberleri herkes tarafından gülünç bulunmuştu. Aşağılık muhaliflerin asılsız iddiaları o kadar komikti ki başı kesilmiş bir tavuğun şuursuzca etrafta koşturmacasına benzetmişlerdi. Belli ki bu proje Işık ve Aydınlık Partisi (IAP) İktidarı ile Orantılı Polis Teşkilatı ile gizli ellerle yürütülen büyük proje bu olmalıydı. O gün gazetelerde çıkan haberdeki polislerin tarifine de oldukça uyuyor izlemini veriyordu. Bu polisler giyindikleri koruyucu giysilerin içinde bir insana benzeseler de insani duyguları ve muhakeme kabiliyetleri yoktu. Acımasız ve gaddardılar. Felsefi bir düşünceye, özgür bir iradeye sahip değildiler. RoboCobs'un yalnızca iki görev tanımı vardı.  Kendilerine verilen emirleri koşulsuz ve başarılı bir şekilde yerine getirmek.  Yarımada Cumhuriyeti İktidarını cebren ortadan kaldırmaya ve engellemeye yönelik bütün teşebbüslere karşı en sert biçimde müdahale edip her ne pahasına olursa olsun, protestocuların, isyancı grupların faaliyetlerini durdurmaktı.
Sayfa 88 - Amansız RoboCops...
Kitap Alıntısı
1 Mayıs İşçi Bayramına Dair
İki Günlük Devrim Serkan Dağlı Aylar önce bazı bağımsız gazetelerde çıkan RoboCops projesi haberleri herkes tarafından gülünç bulunmuştu. Aşağılık muhaliflerin asılsız iddiaları o kadar komikti ki başı kesilmiş bir tavuğun şuursuzca etrafta koşturmacasına benzetmişlerdi. Belli ki bu proje Işık ve Aydınlık Partisi (IAP) İktidarı ile Orantılı Polis Teşkilatı ile gizli ellerle yürütülen büyük proje bu olmalıydı. O gün gazetelerde çıkan haberdeki polislerin tarifine de oldukça uyuyor izlemini veriyordu. Bu polisler giyindikleri koruyucu giysilerin içinde bir insana benzeseler de insani duyguları ve muhakeme kabiliyetleri yoktu. Acımasız ve gaddardılar. Felsefi bir düşünceye, özgür bir iradeye sahip değildiler. RoboCobs'un yalnızca iki görev tanımı vardı.  Kendilerine verilen emirleri koşulsuz ve başarılı bir şekilde yerine getirmek.  Yarımada Cumhuriyeti İktidarını cebren ortadan kaldırmaya ve engellemeye yönelik bütün teşebbüslere karşı en sert biçimde müdahale edip her ne pahasına olursa olsun, protestocuların, isyancı grupların faaliyetlerini durdurmaktı.
Hayata Dair
1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı
Yüzüne yansıyan memnuniyet ifadesiyle “Tamam tamam!” dedi Önder. “Kafam birçok şeyle meşgul! Unutmuşum. Demek projemizin ilk test aşamasını beklentilerin üzerinde bir başarı sağladı öyle mi? İyi iyi!” dediği sırada Önder’in yüzünde pek nadir görülen gülümseme ifadesi tekrar belirdi. “Evet evet!” dedi Başdanışman. “Projemiz, Halk Direniş Şehir Tankı her türlü saldırıya karşı oldukça dayanıklı bir araç oldu. Yani taş, sopa ve Molotofkokteyli gibi yanıcı cisimlere karşı da tam koruma sağlıyor. Karşı saldırıda ise tazyikli su fışkırtarak direnişçileri geri püskürtmede oldukça başarılı… Biber gazı gibi gaz kapsülleri ve fişekleri araçtan rahatlıkla direnişçilerin üzerine fırlatma özelliği de mevcut… Bu araç direnişçilerin tam bir baş belası olacak.” dedi gülümseyerek… Önder, bir anda Başdanışmana patlayarak, “Karşıma geçmişsin, pişmiş kelle gibi sırıtıyorsun öyle!” dedi sert bir ifadeyle… “Gülme lan! Ne var bunda gülünecek?” Bitmek bilmeyen öfkesiyle, sözlerine şöyle devam etti: “Bunlar aşağılık! Bunlar terörist! Bunlar eşkıya! Bayram kutlayacağım bahanesiyle aziz halkımızın ortak iradesine yani bize karşı başkaldırıyorlar. Onlar kim oluyorlar ki benim otoritemi sorguluyorlar. Aziz halkımın iradesini sorguluyorlar. Bütün bunlar Muhalif Kerim’in hastalıklı söylemlerinden başka bir şey değil… Ve İnsanların aklını bulandıran söylemlerinin sonucu-dur.” “Evet, biliyorum!” “İşçi sınıfının bayramı mı olur? “Hiç?” “Hiç öyle şey olur mu?” “Patronların bayramı olur.”
Sayfa 63 - İKİNCİ BÖLÜM - BİLİNÇALTINDAKİ KÂBUS
Kitap Alıntısı