İnsanlar adamın yanından geçip gidiyor ancak adamın orada dakikalarca kıpırdamadan durduğunun farkında değildi. Sonunda yaşlı bir teyze adamın yanına sokularak,
“Evladım ne yapıyorsun burada?” dedi.
Ancak adam hiçbir şey demedi. Sadece orada robot gibi duruyordu. Adamın arkasında kalan tramvay durağından hiçbir farkı yoktu. Yaşlı teyze şaşkınlıkla adama bakakalmıştı. Adamın ne yaptığı konusunda hiçbir fikri yoktu. Bu durumu aklı kavrayamamıştı. Öylece yüzü Huzur Park’a dönmüş halde kımıldamadan duruyordu. Nerdeyse adamın kirpikleri bile hareket etmiyordu. Kirpikleri hareket etse bile yaşlı teyzenin kalın çerçeveli gözlüklerinin arkasından bu eylemi görmesi olanaksız görünüyordu. Çok geçmeden onlarca kişi adamın çevresini sarmıştı. Şaşkın gözler her dakika artıyordu. Tam bu sırada kalabalığın şaşkın bakışları arasından Huzur Park’ın içinden uçarak gelen kar beyazı ve siyah renkli iki güvercin, hareketsiz duran adamın ayaklarının dibine kondu. Bir süre güvercinler adamın etrafında dolaşmasının ardından siyah renkli güvercin hareketsiz duran adamın sağ omuzuna konarken kar beyazı güvercin adamın sol omuzuna konmuştu. Bu ilginç olayı şaşkın gözlerle izleyen ka-labalığı fark eden bir grup polis, telaşla kalabalığa doğru koştu. İçlerinden biri,
“Neler oluyor burada?” diye bağırdı sert bir ifadeyle! Hiç kimseden çıt çıkmıyordu. Polisin sesinden ürken kar beyazı güvercin, adamın sol omuzundan beyaz kanatlarını ağır ağır çırparak gözden kaybolmuştu. Çok kısa bir süre içinde siyah güvercin de uçup gitmişti. Polisler öylece hareketsiz duran adamın yanına yöneldiler. Sert bir ifadeyle bir süre adamı süzdüler. Gerçekten de adam hareketsiz duruyordu. Polislerden biri elinde tuttuğu copu tam adamın yüzüne patlatacaktı ki içlerinden biri o polisin kolundan tutarak,
“Ne yapıyorsun
Sayfa 155 - Beşinci bölüm