İnsanları daha yakından tanıdıkça, yalanlar dünyasının içine kendilerini nasıl bıraktıklarını gördükçe, bunu görürken de yüzlerinde; utançtan, pişmanlıktan, üzüntüden bir parça görmeyince içimdeki tiksinti, iğrenme duygusu daha da nüksetmeye başladı. Neden yapıyorlar diye sorguladıkça geleceğime olan güvenim, umudum daha da azalıyor. İyi insanların, güvenebilecek samimi insanların, en azından karşısındakine değil de kendisine saygısı olan insanların karşıma çıkmayışı beni korkutuyor. İleriki yaşlardaki ilişkilerimde kime nasıl güvenebileceğimi düşündükçe çıkmazın içine giriyorum. Herkes birbirine benziyor ve kimin dürüst, kimin güvenilir, kimin samimi olduğunu kestiremiyorum. Bunları düşündükçe kendimi manyak edeceğimi biliyorum fakat düşünmeden de edemiyorum. Bu mide bulandırıcı şeyler düşünülmeden nasıl yaşanır bilmiyorum. Her şey bu kadar basit olmamalı. İnsanların vicdanının ve utanç duygusunun romantik insanların safsatısı olarak görmeye başladım. Umarım yanılıyorumdur.