Çoğunlukla bir kitaptan kurtulmak ona sahip olmaktan daha zordur. Kitaplar, sanki asla geri dönemeyeceğimiz bir anın tanıkları gibi, bir ihtiyaç ve unutkanlık anlaşmasıyla tutunurlar insana.
Bu dünyada her şeyin bir rengi vardı; bir kimliği. Ayırt ediciydi renk. Sınıflandırmak ya da tanımak için birebirdi. Ama gerçekten, öyle miydi? Renk bir kartvizitten ibaret miydi bizim için?
Siyahı ve beyazı tenin, ırkın rengi yaptılar mevzubahis kahvenin tonları olsa da. Gözlerde maviyle yeşile renkli dediler sadece. Damgalar bastı insanlar renklerle. Siyah ve beyazın olmadığı bir dünyaya keskin sınırlar çizdiler, bayrak yaptılar onlardan. Renklerin ahengini anlayamayanlar basitleştirdi ve aynı zamanda çıkmaza sürdü her şeyi. Herkesin kanı kızıl akarken renklerden bir ağ ördüler insanlığa, ön yargıya koca bir taht hazırladılar.