Selam sana maceracı!
İncelemeye geçmeden önce küçük bir uyarı: İncelememde çok büyük bir SPOILER (ön ipucu) yok ama yine de bir kaç ön bilgi var, şimdiden uyarımı yapayım ben :)
Bir süredir almak istediğim bir kitaptı GY. Çünkü yazarı sanırım yaklaşık bir yıldır sosyal medyadan takip ediyorum ve kitapla alakalı onun ve takipçilerinin paylaşımları karşıma çıkıyordu. Bu yüzden kitabı merak ediyordum. Sonunda aldım. Ama doğruyu söylemek gerekirse beklediğimi bulamadım. :") Puanın da biraz abartıldığını düşünüyorum. Yazarın kendi paylaştıkları da dahil olmak üzere videolar beni kitaptan daha çok etkiledi. Keşke beklediğim gibi olsaydı. İçim buruk bu yüzden. Bir yere kadar sabrettim ama sonrasında atlaya atlaya sonuna geldim kitabın. O yüzden yarım bıraktımı işaretledim.
Sevdiğim özellikleri: Konusu gayet güzel. Bulunan evrenin tam açıklandığını düşünmesem de (videolardan da biliyorum biraz) o da güzel. Yazarın dili gayet anlaşılırdı. Bazı duygu betimlemeleri de çok güzeldi. O evrene has "yol sizden yana olsun" ya da "datura" gibi yaratıklar hoşuma gitti. Mesela daturanın sesinin anlatıldığı kısım ve "Dört Çığlık" bölümündeki duygu tasvirlerini güzel buldum. Hele ki kitabın sonlarına doğru alıntıladığım bir yer içimi parçaladı. Bayan Çırpıkanat tam bir Türk annesi gibiydi. Eğer bu evrene girebilseydim baş karakterlerden ayrıca kendisiyle de tanışmak isterdim.
Daha iyi olabileceğini düşündüğüm özellikleri: Yazar biraz da dram katmak istemiş romana ama içi tam doldurulmamış bir dram olmuş sanki. Karakterler de biraz daha derinlemesine ve daha yavaş işlenebilirdi. Duygu yoğunluğu eksikti. Mesela daha kitabın başında Zaina'nın kimse sormadan geçmişini anlatması... Eira'nın, kendisinin hiç bilmediği bir yerde bulduğu, tanımadığı feylere bu kadar çabuk güvenmesi, bu