Çünkü insanlar büyüğe karşı, korkunca, güzele karşı gözlerini yumabiliyor, ezgilere ya da gönül çelici sözlere kulaklarını tıkayabiliyorlardı. Ama kokudan kaçamıyorlardı. Çünkü koku, soluğun kardeşiydi..
Karanlık ya da soğuk ay ışığıyla aydınlanan dünyada yalnız olduğu inancının verdiği huzur içinde daha çok oyalanabilirdi, eğer günün birinde o hassas pusula hiç de yalnız olmadığını göstermeseydi..