Mustafa kendini ranzaya attı,anında derin bir uykuya daldı, öyle derin ki ne ses duydu ne düş gördü,ruhu bedeninden uçup gitmişcesine uyudu da uyudu.Sabah ne koğuştakilerin konuşmaları uyandırdı onu,ne transistörlü radyodan çaldıkları türkü ,ne gardiyanın sesi,ne dışarıdan gelen belediye anonsları.Mesude bile aklına gelmiyordu.Hep böyle olurdu zaten ,o canlı kanlı insan denizde bir kayaymış,bir taşmış gibi garip bir biçimde donardı.
Norma bizim bahçemizde bir çiçek gibi açtığında ,ben yabani bir ot olmuştum.Sadece kimsenin beni görmediği köşelerde ve karanlık yerlerde yaşamama izin verilecekti.