Bir süt ırmağı akıyordu boynundan
Omuzlarında iki dolunay göllenmişti
Karnı altın güneşlerde buğday tarlaları
Göğüsleri bağ bozumlarından bir salkım şıra
Dünyanın bütün gülleri ağzında açıyordu
Çoban ateşleri, nar oyukları, yıldız böcekleri
Gövdemde sonsuzluğun dilsiz ayini
Tanrı kirpiklerinden yürüyordu canıma.
Kirpiklerinden dudaklarına, uzak ıssız yollar
düşüyordu. Bunu çok erken biliyordum ben. Sevgisiz
kadınlardan, soğumuş erkeklerden, evler ölüsü çocuklardan
biliyordum. Gülümseyen bir acıyla tutundum soluğuna.
Ey gönül haresi keder, insan kendinden ne kadar uzağa
gider..
Ben eski şarkılardan eskiydim
kimsesizdim İçimde dünyanın bütün akşamları Tuttum
ağzının sabahına sözler söyledim Ey güzelliğin ölümden
büyük yaşama gücü Yalnız ölenler unutur birbirini Seni
sevmeye yeni başladım...