Çeşmenin suyu aktı, o hızlı ırmak aktı, gün akşama aktı, kentteki hayat da ölğme aktı; çünkü, kurala göre zaman mekan hiç kimseyi beklemezdi. Fareler gene deliklerinde, birbirlerine iyice sokulmuş, uyuyorlardı. Maskeli balo da yemek saatinde gene kızışmıştı. Herşey kendi düzenindeydi.
“Kimi akşam burada tek başıma oturup çevreyi dinlerken yankılanan seslerin yavaş yavaş hayatımıza girmekte olan ayakların sesleri olduğunu düşünüyorum.”