Asillik, onurluluk ve fedakârlık… Bu üç kelime, okuduğum bu harika çizgi romanı en iyi özetleyen tanımlar. Hikâye, onurlu bir karakterin hayatının son dönemlerinde tanıdığı iyi insanlar için “Ben ne yapabilirim?” sorusunu sormasıyla derinleşiyor. Bu sorgulama, onu son derece asil ve dokunaklı eylemlere sürüklüyor. Okur olarak bu içsel yolculuğa tanık olmak, yer yer insanın gözlerini dolduracak kadar duygusal bir etki bırakıyor.
Eser sadece süper kahramanlık değil; insanlık, değer bilmek ve başkaları için bir şeyler yapmanın anlamı üzerine kurulu. Karakterin fedakârlıkları abartılı değil, aksine son derece insani ve bu da hikâyeyi daha da güçlü kılıyor.
Çizgi roman seviyorsanız, koleksiyonunuzda mutlaka bulunmasını isteyeceğiniz bir eser. Özellikle Silver Surfer gibi derinliği olan bir karakter için bu tür hikâyeler, onun ne kadar özel olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Açıkçası Marvel’ın Silver Surfer’a hak ettiği değeri her zaman vermemesi üzücü; çünkü böyle hikâyeler okuduktan sonra, onun çok daha fazla ön planda olması gerektiğini düşünmemek elde değil.