İttihadı İslam ve cihad çağrıları, sömürgeciliğe karşı bağımsızlık mücadelesinin adıydı. Sadece kitleleri motive etmek amacıyla kullanılan bir taktik yahut slogan değildi. Aynı zamanda İslam medeniyetini ihya hareketiydi. Böyle bir niyet ve gayret üzerine kuruluydu. Namık Kemal, evet Cevdet paşa gibi aydınlarımız bunu hep böyle ifade ettiler. Akif "Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" dediğinde de medeniyet karşıtlığı yapmıyor, Avrupa emperyalizminin medeniyet, Terakki gibi kavramları nasıl hunharca kullandığına dikkat çekiyordu.
Sömürgecilikle mücadelenin en yoğun olduğu dönemlerde bile Müslümanlar Hristiyan komşularına, Filistin toprakları İsrail'in işgaline uğradıktan sonra Yahudi komşularına bir düşman, mutfak öteki yahut şeytan olarak bakmadılar. Tersine, sömürgecilik yapanlara, yüzlerce yıldır beraber yaşadıkları yurttaşları arasında net bir ayrım yaptılar.
Beyaz adamın yükü, beyaz olmayan dünyayı medenileştirmek, onlara hukuk, kanun, düzen, kültür, sanat, estetik, akıl, fikir götürmek anlamına geliyor. Bunu, onlara rağmen yapmak da beyaz adamın tarihi yükü. Avrupalı Hristiyanlar bunu dini misyonerlik vasıtasıyla yapacaklarına inandılar. Aydınlanma sonrası seküler Avrupa bunu kültür, medeniyet, kanun, düzen vs. adına yapacağını söyledi. Neticede "beyaz adamın yükü" Avrupalı olmayan toplumların asimile edilmesi -yani kendilerine benzetilmesi-ve sömürgeleştirilmesi sürecinin sembol ifadelerinden biri haline geldi.
"Haçlılar döneminin beklenmedik gelişmelerinden birinin Kuran'ın ilk defa latinceye tercüme edilmesi olduğu" meselesini çoğu kaynak zikretmez. Aziz Peter bu küçük tercüme hareketi ile neyi hedeflemiş olabilir?
Amacı düşmanı tanımak ve onu bir şekilde inancından vazgeçirmek. Haçlıların kılıçla yapamadığını, kalemle ve düşünceyle yapabileceğini düşünüyordu. Kur'an'ı vahiy olarak kabul ettiği için değil, Müslümanların önlenemez yükselişini durdurmak için bir adım olarak görüyordu.