Ve bazıları, bu umudu her sabah yeniden inançla beslemekte ,bazıları onu ,benliklerinin en gizli köşesinde saklamakta ,bazıları ise bu umuda sahip olup olmadıklarını bile bilmemekte, onu yitirdiklerini zannetmekteydi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şu anda, içinde derin bir eziklik hissediyordu,hani yazgının en belirleyici anları, size dokunmadan burnunuzun dibinden geçip gider ve sizi solmuş yapraklardan oluşan bir burgacın ortasında bırakırlar ya, işte o yeten korkunç ama dev fırsat duygusunu hissediyordu.
Yirmi iki ay hiçbir yenilik getirmeksizin geçip gitmişti. O ise yaşamın kendisine karşı özel bir hoşgörüsü olmalıymışcasına, bekleyişini kararlı bir biçimde sürdürmüştü. Halbuki yirmi iki ay uzundur, bir çok şey olabilir:yirmi iki ay yeni ailelerin kurulması, çocukların doğması hatta konuşmaya başlaması, otların olduğu yerde kocaman bir evin yükselmesi, güzel bir kadının yaşlanıp artık hiç kimse tarafından arzu edilemez hale gelmesi, bir hastalığın, en uzun hastalıklardan biri dahi olsa, harekete geçmesi (ki bu arada insan kaygısız yaşamaya devam eder) yavaş yavaş bedeni kemirmesi, bir süre duraklayıp iyileşme umudu vermesi, sona daha da derinleşerek yeniden ortaya çıkıp son umutları kemirmesi için yeterlidir; yine de ölünün gömülüp, unutulmasına ve oğlunun yeniden gelmeye başlayıp, akşamları mezarlığın parmaklıkları boyunca saf, temiz kızlarla gezmesine vakit kalacaktır.
***
Önünde öyle çok zaman vardı ki! Tek bir yıl bile ona bitmez tükenmezmiş gibi görünüyordu ve güzel yıllar daha henüz başlamaktaydı; yıllar sonu gözükmeyen sınırsız bir diziye, insanın uğruna biraz sıkılmayı göze alabileceği halen hiç el değmemiş ve görkemli bir hazineye benziyordu.
Ona "Dikkat et Giovanni Drago!" diyecek hiç kimse yoktu. Gençliğinin solmaya başlamış olmasına rağmen, inatçı bir yanılsama sonucu, yaşam bitmek bilmezmiş gibi görünüyordu gözüne. Ama, zamanın ne olduğundan habersizdi.Önünde tanrılar gibi, yüzlerce gençlik yılı olsa dahi, onlara düşen pay hep küçücük olacaktı. Oysa, onun önünde, tersine, basit ve sıradan bir yaşam, cimrice verilmiş bir armağan gibi , yılları parmakla ve sayılabilecek ve insan tanıyana kadar eriyip gidecek küçücük insani bir gençlik vardı.
"Önümde öyle çok zaman var ki,"diye düşünüyordu. Halbuki, duyduğuna göre bazı insanlar, belli bir anda (bunu söylemek bile tuhaf) ölümü, kendisini hiç ilgilendirmeyen o bildik ve saçma şeyi beklemeye koyuluyorlardı.