Ayşe

Puan vermedi·
Adından da anlaşılacağı gibi dünyanın ucundaki bir fenerde geçmekte bütün hikaye. Estados Adası'na gemilerin geçiş yollarını aydınlatmak için bir fener yapılır. Gemiye de üçer ay arayla üç bekçi yerleştirilmesine karar verilir. Her türlü ekipmanın, yiyeceğin bol ve güzel bir yaşam alanının olduğu bir fenerdir. Bir süre hiçbir sıkıntı olmadan Vasquez, Mariz ve Felipe adındaki üç bekçi işlerini yürümekte, fenerde ve adada hiçbir sıkıntı bulunmamaktadır. Fakat bir gün hiç beklenmedik bir olay yaşanır. Adada sadece üç kişi yaşadıklarını düşünen bekçilerimiz, aslında sandıkları gibi yalnız değillerdir. Adada kendileri dışında bir de bir korsan çetesi bulunmaktadır. Fakat kendilerine buldukları gizleme yerleri sayesinde ne fenerin inşaatı sırasında ne de bekçilerin yaşadığı sırada kimse onların varlığını farketmemiştir. Bu korsan çetesinin asıl amacı bir şekilde adadan çıkmaktır. Ayrıca yağma ettikleri malları da yanlarında götürebilmek için büyük bir gemiye ihtiyaçları vardır. Gemileri kayalıklara çekerek yağmacıklık yapan bu çete, bekçileri bırakarak giden Santa Fe'nin ardından fenere baskın yaparak iki bekçiyi öldürür. Kurtuluşlarını sağlayacak gemiyi fenerde beklemeye koyulurlar. Fenerin de ışığını kapatırlar ki gemiler karanlıkta yollarını bulamayıp onların ellerine düşsün. Bu baskından sadece Vasquez kurulmuştur. Nöbet odasında olması onun hayatını kurtarmıştır. Üçüncü bekçinin varlığından ve kaçtığından haberdar ama onu arayıp bulma zahmetine girmeyen çete belki de hayatlarının hatasını yapmışlardır. Kolay, akıcı ve ayrıca herkesin okuyabileceği bir kitaptı. Keyifle okunabilecek bir hikaye. Herkese keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat
Dünya'nın Ucundaki FenerJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20212,901 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2022 11:07
Yazar ve muhabir olarak tanınan Leroux'tan dedektiflik esintileri bulunan harika bir kitap. Kitabın ana kahramanı da kendisi gibi muhabir olan Joseph Rouletabille'dir. Daha on sekiz yaşında çok genç bir muhabir olan Joseph yaşının çok üstünde bir deneyim ve zeka göstergesiyle Sarı Odanın Esrarı'nı çözer. Her şey Glandier Şatosu'nda babasıyla birlikte yaşayan Mathilde Stangerson'a yönelik saldırıyla başlar. Mathilde kendini babasıyla beraber yaptığı bilimsel çalışmalara adamıştır. Çok güzel olmasına ve birçok evlilik teklifi almasına rağmen babasından ve kendini adadığı çalışmalardan ayrılmak istememiştir. Bu adamanın aslında başka bir sebebi daha bulunmaktadır fakat onu sır çözüldükten sonra öğrenmekteyiz. Birgün Mathilde kaldığı Sarı Oda'da bir saldırıya uğrar fakat bu saldırı tamamen sırlarla doludur. Saldırı sırasında kilitli olan odadan saldırganın nasıl çıktığı, kim olduğu ve saldırının sebebi tamamen esrarengiz bir haldedir. Genç muhabir Joseph bir şekilde kendini şatoya yerleştirerek bu sırrı çözmeye çalışır. Bütün oklar Mathilde'nin evlenmeyi düşündüğü Mösyö Darzac'ı göstermekte fakat Joseph buna asla inanmamaktadır. Joseph gibi çok başarılı polis Frederic Larsan'da şatoya yerleşip bu esrarengiz suçun nasıl gerçekleştiğini araştırmaktadır. Joseph ile zaman zaman aynı kanıda olsalar da görüş ayrılığına düştükleri de olmaktadır. Mathilde'de Joseph'i kendine çeken bir duygu olmakla beraber Joseph, Mathilde ve Mösyö Darzac'ın bir sık sakladığına çok emindir. Her şeyin bu kadar sırlarla dolu olduğu bir olayda saldırgan kim, o odadan nasıl çıktı, Mathilde ve Mösyö ne saklıyor gibi soruların yanında en son karşımıza Mathilde'de Joseph'i çeken duygunun ne olduğu. Kesinlikle bir solukta okunacak çok iyi bir dedektif kitabı. Okurken hiçbir olayı asla tahmin edemedim.
Edebiyat
Sarı Odanın EsrarıGaston Leroux · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,850 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2022 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2022 13:02
"Bu bulutsuz günde her tarafta ve uçağın üstünde uzanan gökyüzü, gözün ve hayalgücünün algılayamayacağı kadar yeknesak, göz kamaştırıcı bir maviliktedir. Ama aşağıdaki dünya yuvarlaktır. Yeryüzü sınırlıdır. Bu yükseklikten insanı ve onun aşağılanmasının detaylarını görmezsiniz. Dünya uzaktan mükemmel ve yekpare görünür. ... Havadan bakınca insanlar ufacık kalır ve kurulmuş bebekler gibi otomatik halleri vardır. Rastlantısal bedbahtlıklar arasında birer makine gibi dolaşırlar sanki. Gözlerinş görmezsiniz. Ve nihayet bu dayanılmaz hale gelir. Uzak bir mesafeden bütün yeryüzü, bir çift göze uzun uzun bakmanın ifade ettikleri kadar anlamlı değildir. Baktığınız düşmanın gözleri olsa bile..." Kitap, bir yargıç, bir eczacı, bir beyaz ve bir siyahi genci konu almakta. Biri oğlunu ve eşini kaybetmiş, biri ölümcül bir hastalığa yakalanmış, biri hayattaki yerini ve ne olacağını sorgulayan ve bir diğeri de terkedilmişlik hissi yaşayan ayrıca hayatta kendine bir yer edinmeye çalışan dört farklı erkeğin bütün bunlarla başa çıkma mücadelesini okuyoruz. Karakterler için eleştirilecek çok yönler var. En büyüğü ise siyahları soyutlamaya, onları toplumdan dışlamaya dair çabaları. Karakterlerimizden biri siyah bir genç ve kendine bir yer edinmeye, kendini belli etmeye çalışmakta. Fakat o zamanın toplumsal koşulları yüzünden bunu başaramamakta. Bütün karakterlerin sorunlarıyla başa çıkma yollarını ve tercihlerini okuyoruz. Şahsen o zamanın bu ayrımcılığı okurken sinirimi bozsa da toplumsal konulu kitaplar her zaman beni biraz daha kendine çeker. Yazardan okuduğum ilk kitap ve diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
Edebiyat
Kadransız SaatCarson McCullers · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019553 okunma
9/10
·456 syf.··
2021 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2021 23:07
Kitabın asıl kahramanı olan Aiden Bishop, nerede ve kim olduğunu bilmeden bir ormanda uyanır ve gördüğü ilk eve yardım aramak için girer. Ama o ev onu bir döngü içine hapsetmiştir. Orada olmasının bir sebebi vardır. O gece evin kızı olan Evelyn öldürülecek ve katilinin kim olduğunu bulması gerekmektedir. Her gün farklı bedenlerde uyanıp aynı günü yaşamakta ve her günün sonunda Evelyn ölmektedir. Fakat sahip olduğu günler sekiz günle sınırlıdır. Katilin kim olduğunu bulamadığı takdirde hafızasını kaybetmiş şekilde tekrar o ormanda uyanacak ve her şey en baştan başlayacak. Cinayete her ne kadar engel olmaya çalışsa da Evelyn'in ölümünün önüne geçemez. Aiden bu döngüyü çok kez yaşamış ve katili bulmaya en çok yaklaştığı döngünün içindedir. Döngüdense sadece bir kişi kurtulup gerçek hayatına dönebilecek. Fakat Aiden yalnız kurtulmak istememektedir. Uyandığında aklına ilk gelen ismin sahibi, Anna'yı da o döngüden kurtarmak ister. Her gün yaşadığı farklı karakterler ve o karakterin sahip olduğu özellikler sayesinde katili bulmaya biraz daha yaklaşmaktadır. Kitabı okurken bende kendimi Aiden ile aynı maceranın içinde gibi hissettim. Her sayfa da ettiğim tahminler altüst oldu ve sonundaysa hiç beklemediğim bir şekilde bitti. Kesinlikle gizem severlere önerilebilecek bir kitap. Keyifli okumalar dilerim. ~
Edebiyat
Evelyn Hardcastle’ın Yedi ÖlümüStuart Turton · İthaki Yayınları · 20201,469 okunma
9/10
·272 syf.··
2021 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2021 22:05
Kitap Kaptan Walton'un kız kardeşine yazdığı mektuplardan oluşmakta. Walton'un bilgi peşinde yaptığı yolculuğu sırasında yolları Viktor Frankenstein ile kesişiyor. İki yoldaşın ortak noktası da bilgi peşindeki arzuları. Ancak Frankenstein'in arzuları istediği gibi sonuçlar vermiyor. Hatta hayatında sevdiği hemen hemen herkesin ölümüne yol açıyor. Frankenstein'in hastalıkları insan bedeninden uzaklaştırma ve ölümsüzlüğü amaç edinmesi onu bir canlı yaratma yoluna itiyor. Ancak yarattığı canlıyı ilk olarak kendisi korkunç bulmakta ve dışlamakta. Terkettiği o canlının hayatı nasıl öğrendiğini, insani duyguları içinde nasıl barındırdığını, iyiliği ve kötülüğü nasıl yansıttığını ve daha sonra bunu nasıl intikama dönüştürdüğünü okuyoruz. Ben okurken çok keyif aldım ve herkese de aynı şekilde keyifli okumalar dilerim.~
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Can Yayınları · 201821,7bin okunma