Batıda soykırımımı insanlık tarihinin tartışmasız en büyük zülüm olduğunu söyleyen insanlarla tanışırım. Evet, korkunçtu. Fakat bazen Kongo’da yapılan zülmü düşünürüm, daha mı az korkunçtu? Yahudilerin sahip olduğu fakat Afrikalıların sahip olmadığı bir şey vardı: belgelendirme. Naziler son derece titiz kayıtlar tuttular, fotoğraflar çektiler, filmler yaptılar. İş gelip oraya dayanıyor. Soykırım kurbanları sayılabiliyor çünkü Hitler onların sayısını tuttu. 6 milyon insan öldü. Hepimiz o sayıya bakıp haklı olarak dehşete düşebiliriz. Fakat Afrikalıların tarih boyunca maruz kaldıkları zulümü okuduğunda belli bir sayı yok, tahminler var sadece. Tahmin karşısında dehşete düşmek daha zor olmalı. Portekiz ve Belçika Angola‘yı ve Kongo’yu yağmalarken katlettikleri siyahilerin sayısını tutmadılar. Kongo’da kauçuk toplarken kaç siyahi öldü? Transvaal’ın altın ve elmas madenlerinde?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanlar sürekli olarak yoksullara nutuk çekerler: “Sorumluluk alın! Kendinizi geliştirin!“ Fakat yoksullar hangi kaynakları kullanarak kendini geliştirecekler? 
Hayatımda ilk kez param oluyordu ve dünyanın en özgürleştirici şeyiydi. Para sahibi olmaya dair öğrendiğim ilk şey sana seçim sunmasıydı. İnsanlar zengin olmak istemezler. Seçebilmeyi isterler. Ne kadar zenginsen o kadar çok seçeneğin olur. Paranın sağladığı özgürlük buydu. 
Tom’un yalancının önde gideni olduğunu biliyordum, fakat bir dolandırıcıyı başarılı kılan sana hiçbir zaman bir şey vermemesidir. İnanmaya devam etmeni sağlayacak kadarını verir.
Siyahi ailelerin pek çoğu bütün zamanlarını geçmişin sorunlarını onarmaya harcarlar. Bu siyahi ve yoksul olmanın lanetidir ve kuşaktan kuşağa sürer. Annem buna, “Siyahi vergi“ der.