Aybige

İnsanlarda yalnızlık korkusunun, bütün hayatı müddetince şuurlu ve ekseriya şuursuz olarak hissettikleri ölüm tehditi karşısında birleşme ihtiyaciyle olan alakasını anlıyor, cemiyetle ölüm arasındaki münasebetin sırrına eriyordu. Bir anda ona ölüm cemiyetin yaratıcısı gibi göründü, milyarlarca insanın üstünde bir kara ışık gibi uzanan bu en büyük korkusunun altında herkesin birbirine sokulmasındaki ihtiyacın ehemmiyetini hissediyordu.
Sayfa 16 - ölüme karşı birbirine sokulmuş insanlar·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ancak “izm”siz düşünebildiği gün insan zekasının hürriyetinden bahsedilebilir. Kafamızın zinciri bu “izm”dir. Sistemcilik ve nazariyeciliktir.
Sayfa 204·Kitabı okudu
peyami safa’nın kalemine aşık olmamak elde değil
Hepimiz günün bir kısmında, yani uyurken deliriyoruz ve belki de aklın çemberinden, sıkıntısından kurtulan ruhumuz böylelikle dinleniyor. Biz rüyalarımızda çıldırıyoruz, deliler uyanıkken rüya görüyorlar.
Sayfa 208·Kitabı okudu

Aybige

, bir kitap okudu
Puan vermedi·200 syf.·
Beğendi
·
2020 22. kitabı
Peyami Safa
7.8/10 · 9,1bin okunma
“ Yıkılıyor, her şey yıkılıyor!” Dinle. Hayatımda ben bunu çok hissettim. Hemen bütün kitaplarım yalnız bu cümleyi izah etmek içindir. “Tereddüt!” diye bağırıyorsun. Dinle ve sükunetle düşün. Kim tereddüt ediyor? Şüphe yok ki, içinde en kuvvetli unsur olarak tereddüt bulunan bir hikaye var. Büyük bir epope. Fakat tereddüt eden kim? Mualla hanım mı? Bu, hadiseyi basite irca etmek olur. Hakikatte sen de tereddüt ediyorsun; Roma ile İstanbul arasında, hile ile samimiyet arasında, ölümle hayat arasında tereddüt ediyorsun. Sonra ben ve benim olduğum zümre de tereddüt içindeyiz. Elimizdeki bu kadehler ve gecemizi dolduran bu çılgınlıklar nedir? Bütün sanatkar dediğimiz sınıf ve münevver dediklerimiz hep tereddüt geçiriyorlar. İnanmakla inkar arasında tereddüt; ferdi ve içtimai temayüller arasında tereddüt; “moi”nın kendi üstüne doğru saldırışından başka bir şey olmayan kendi kendini tahrip aşkiyle, yaratıcı hırslar ve sevdalar arasında tereddüt. Bütün Avrupa aynı tereddüt içinde: Almanya, Fransa ve İngiltere sağla sol arasında gidip geliyorlar. Milli ve beynelminel cereyanlar, dini lâzhudi cereyanlar, katolik izdivaç ve serbest aşk cereyanları, ahlaki ve gayri ahlaki cereyanlar bütün beşeri iradeyi ikiye bölüyor ve tereddüte düşürüyor. Onun için izdivaçlar azalıyor ve gençler tereddüte düşüyorlar, izdivaç en azından bir tek şeye inanmaktır. Bu çılgın, bu kudumuş tereddüt ve şüphe devrinde sarsıntıyı en çok hisseden müessese izdivaçtır. Fakat şüpheye ve tereddüte lanet savurmadan evvel hakkını verelim. Zekanın en sivri noktası şüphe ve tereddüttür. Bütün rönesans bir şüpheden doğdu. Bütün yeni felsefe zaferini Descartes’ın şüphesine borçludur. Fakat, mücerret sahada zekanın evcini işaret eden bu şüphe ve tereddüt, ameli sahada ölümden başka bir şey değildir. O noktaya kadar
Sayfa 177·Kitabı okudu