..kafası daima karışık ayaklı öz-yıkım diğerlerinden farklıydı. onu derinlere çeken ıstırabın çamurlu sularıyla kendisinin de tanışık olduğunu nasıl anlatabilirdi ona?
"Öfkesi bilenmiş, hüsrana bulanmış, tortu tortu keder ve katman katman neşeli seslerin karışımıyla sokaklarda zonklar hayat; şehrin üzerinde asılı duran uğultuya eşlik eder denizin daimi hışırtısı, bu cehennemi tarrakayı önüne katıp götürmek istermiş gibi" (İstanbul)
Adet olduğu üzre, bölünme her hizbi kendince radikalleştirdi.
Ömer içinde büyüdüğü kültürel ethosu bilerek ya da bilmeyerek içine sindirmişti. Çok gülenin çok ağlayacağına inanan, fazla ya da yüksek sesle gülmenin iyi olmadığını, hatta uğursuz olduğunu öğütleyen, zira bu neşe sağanağının bir elem sağanağının takip edeceğinden korkan bir ethos.
"Göz yaşarana kadar gülmek" gülmekten ziyade ağlamaya yakındır.
"kendi tüylerini kendi gagalarıyla yola yola mevcudiyetlerini didikleyenlerin, kendilerini bitirenlerin damgasını taşıyordu" (Gail nam-ı diğer Zarpandit, Gebe Asur-Babil Tanrıçası)