Güç bir ruhun irade kuvvetinden, onun bir şeyi elde etme veya sadece var olma arzusundan gelirdi. Fakat gücü anlamlı bir şekilde kullanma becerisi aşinalıkla sınırlıydı.
“…Hayat böyle geçer. Onu yaşarken üstüne gelen büyük anları görmezsin. Yanından geçip gidene kadar onları fark etmezsin. Onları asla önden görmez, hep arkadan görürüz. Tabii bu da çarpık bir perspektif sunar. O harikulade yansıtıcı parıltıda her şey arkadan farklı görünür. Gördüklerimiz bize daha sonra mütemadiyen daha büyük, daha bariz gelir ve, Yahu onu nasıl göremedim? diye düşünürüz. Fakat yaşamlarımızı değiştiren anlar diğerlerinden ayırt edilemez, çünkü dikkate değer değildirler - ta ki öyle oluncaya dek. Anlıyor musun?"
Çoğu zaman en fazla emin olduğumuz meseleler aynı zamanda haklarında en çok yanıldıklarımızdır ve haklarında yanıldığımız meseleler her şeyi değiştirebilir.