Ayça

7/10
·456 syf.··
2026 8. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 22:56
!Spoiler içerebilir! Daha önce kaliteli fantastik seriler okumanın en büyük handikapı, yeni başlanan ya da daha başlangıç seviyesinde yazılmış kitaplara karşı okuyucuda ister istemez gelişen önyargı, detaylı evren sorgusu ve açık arama ihtiyacı sanırım. Ben bu kitapta bunların hepsini yaşadım. Fantastik kurguya giriş seviyesinde olanlar için seri aslında güzel başladı. Evrenin içinde gizem ve sırlar var; haliyle merak da uyandırıyor. Ama yine de bir “ama” var. Bana bazı şeyler fazla basit geldi. Bu kadar kaotik bir yerde yaşayıp o çaresizliği hissettirecek kadar güçlü sahneler veya karakterlerden güçlü tepkiler yoktu. Kötü olduğu söylenen gardiyanların acımasızlığına, özellikle ana karakter nezdinde, aman aman şahit olamadık. Belki de sorun Kiva’nın o on yılını tam okuyamadığımız için onun duygularıyla bağ kuramamamdı. Jaren’e gelecek olursam… Ahh, çok tatlıydın. Desteğini hiçbir koşulda esirgemedin. Ağır şartlarda çalışıp, onca riske de girip amacına aykırı da olsa her yerden kahramanca çıkmana ne diyeceğimi bilmiyorum. Çalıştığın madendeki tek cevher sensin. Burada tek isteğim, Kiva’nın imtihanlar esnasında kendi kurtuluşuna biraz daha fazla katkısı olmasıydı. Hep de beyaz atlı prenslere ihtiyacımız olmasın lütfen. Her şeyi gizemli kimseler ve nesneler yapınca, ana karakterin duygularını da tam bilemeyince, biz Kiva’yla orada biraz daha uzaklaştık. Ayrıca bari kendini bir imtihanın içine attın; son ana kadar bu “ölümcül” olarak addedilen sınavı düşünmeyip başkalarından medet umamazsın. Bir şifacı olarak yahu azıcık kendi içinde olaylara triyaj yap bari. Jaren’e o kadar geçemiyorum ki sanırım hakkını diğer kitaplarda vereceğim. Çünkü yine ve yine: Kiva, o son sayfalar neydi? Tamam, yıllardan süregelen bir kinin var ama sana o kadar yardım etmiş çocuğa karşı, on
Hapishane ŞifacısıLynette Noni · Artemis Milenyum · 2023895 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hepimiz biraz kendi Ay'ımızdayız
7/10
·552 syf.··
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 12:24
Potansiyeli olan ama melankolisi mevcut ruh hâlime pek uymayan bir kitaptı; sanırım puanları da en çok buradan kırdım. Verilen mesajlar, alıntılar ve Küçük Prens göndermeleri çok yerinde ve güzeldi. Fakat erkek karakteri başta o kadar tanıyamadık, o kadar gizemli kaldı ki kadın karakterin sabrına gerçekten hayran kaldım. Çünkü bir noktadan sonra ben neredeyse kendisiyle iletişimimi kesecektim. İki karakter de hatalarla, saçmalıklarla doluydu. Aslında düşündüğümde, kitabı gerçekçi kılan unsurlardan biri de buydu. Artık o kadar fazla mükemmel karakter okuyoruz ki en küçük hatalarında bile kitaba yönelik yaklaşımımız değişebiliyor. Oysa burada iki karakter de baştan kusurluydu ve olayın duygusal yükünü de biraz bu tamamlıyordu. Sanırım bu yüzden, sonlara doğru ortaya çıkan “Ben kimim? Neden buradayım?” gibi herkesin zaman zaman sorguladığı boşluklar günyüzüne çıktı. Sonunda insanı kendisi yapan şeyin; kendi yörüngesindeki Ay’ın tüm kraterleri sebebiyle tökezlemesi, ilerlemekte zorlanması, aynı yerde dönüp durması, sorgulamaları, kararsızlıkları ve kayboluşları olduğunu göstermesi etkileyiciydi. Seçimler, eksiklikler, suskunluklar, vazgeçişler, yaşananlar ve yaşanamayanlar üzerinden insanın kendi iç çatışmasına değinmesi, kitabın en güzel nüanslarından biriydi. İnsanlarla birlikteyken Dünya'da gibi olabilirsin ama esasen sen hep kendi Ay'ında, kendi yolculuğundasın. Kitapta da dendiği gibi: "Biz sadece yaptıklarımız değil, aynı zamanda yapmadıklarımızız da. Neredeyse sustuklarımız kadar söylediklerimiziz. Biz, asla gelmeyecek ve sonsuza dek korku ve belirsizlik girdapları arasında yüzmeye devam edecek cevaplar kadar dile getirmeye cesaret edemediğimiz sorularız da aynı zamanda. Biz bir bakışın inceliği, nazik bir okşayışın samimiyeti, içten bir gülümsemenin kıvrımıyız.
Ay'dayızAlice Kellen · Athica Yayınları · 20245 okunma
8/10
·416 syf.··
2026 4. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 20:40
Esasen düşüncelerim karışık. Çok iyi ve farklı başlayan bir seri olup kitaplardaki temponun konu oturdukça artması gerekirken sanki her kitapta daha durağanlaşmış gibi hissettiriyor. Sona doğru merak uyandıran bir olaylar silsilesi var ama kitap boyu o evreye gelmek için boğucu konulara maruz kalınıyor haliyle kitap da elde sürünüyor. Aşağısı spoiler olabilir Konusuna gelirsem başlangıçta uzun bir zaman atlaması oluyor. Aslında o kısımları okuyup karakter gelişimleri hakkında daha fazla şey görseydik belki bazı olaylara yaklaşımımız daha farklı olurdu. Bir Rhun ve Fhreyin tarihte ilk kez ve bir savaş altında evlenmesi gibi tarihi olay, Gifford'un döndükten sonra vaad edildiği üzere ilk defa kahramanlaşması sürecinin üstü kapalı geçilmesi ve tabiiki Roan'la olan ilişkisi, Suri'nin ne kadar kendini olaylardan geri çekse de kendi tabiriyle "kelebekleştiği" bu süreçte vicdani durumu vs. gereksiz atlanan bir çok bölüm vardı. Kaldığımız yerden okuyup da evet bu o karakter diyemedim. Bazıları onca zaman içinde, o kadar şeye rağmen beklenmeyecek şekilde çok aynı kalmıştı. En sevindiğim kısım ise Tressa adına oldu. Bu şekilde yanlış anlaşılmış karakterlerin kötüye evrilmeden kendi yolunu bulmasına bayılıyorum. Umarım sonraki kitapta da kendi adına nihai amacına ulaşır. Tesh ise beni hayal kırıklığına uğrattı. Brin sen bu adama mı layıksın cidden? İntikam alması tamam da Tesh gibi birinden beklenmeyecek bir sinsilikle yapması ve kitabın sonundaki tercihi neydi cidden. Bilmiyorum gerçi sonraki kitapta kararını belki değiştirir ama donuk birisin be Tesh, intikam harici duygun varsa da geçmiyor. Bir de bu kitapta nerdeyse Persephone yoktu bile. Analık böyle bişey sanırım. Kendisi de diyordu karrelliği bile yapamadığını da bu kadar da uzak kalmasaydın keşke. Bir de Suri'yi saçma
Efsaneler ÇağıMichael J. Sullivan · İthaki Yayınları · 202455 okunma
7/10
·656 syf.··
2025 30. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2025 12:06
Konu güzel fakat olaylar ciddi anlamda sürekli aynı sarmalda ilerledi. Aslında karakterleri tanımak açısından güzel bir süreçti. Ama bir yerden sonra bir şey oluyor oluyor sonrasında bir bakıyorsun karakter buhrana giriyor hop başa dönmüşüz. Böyle tam bir netice olmayınca haliyle hayalkırıklığı oluştu. Belki kronolojik olarak gidilip ilk kitap bu olsaydı aşinalıklar azaldıkça verilmek istenen duygu yükü daha ağır ve can alıcı olurdu. Joey'in yaşamakla yükümlü oldukları çok ağır farkındayım ama tüm kitap boyunca sonuçsuz kalan iç çatışmalarını okuduk. Kendini değersiz görüp zamanla bağımlılıklarına yenik düşüp bunlarla da çok yaşayamayacağını düşündükçe aklının bir köşesinde kaçma ve zorunlu yükümlülüğü olarak gördüğü kardeşleri için savaşma ikilemi de içinde. Molloy güçlü bir karakter ama gereksiz bir şekilde de pervasız. Her ikisi de bakıldığında fazla tutarsız ve bu açıdan birbirlerini tamamlıyorlar aslında. Her şeyi toz pembe beklemiyorum tabii ama yaratılmak istenen karanlık ruhtan ziyade yoğunluklu hastalıklı bir ilişki okutuldu. İlk kitapta her şey o kadar yavaş ama anlamlıydı ki; trajedi, aşk, travmalar, bekleyiş... O büyüden sonra zirveden boşluğa çakılmışım gibi oldu haliyle. Hikayelerinin daha devamı var ve 2. Kitaptan hatırladığım kadarıyla gideceğimiz gidişat da belli olduğundan beklentim biraz düşmüş durumda. Umarım yanılırım.
Altı'yı KurtarmakChloe Walsh · Martı Yayınları · 2025305 okunma
9/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 28. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2025 18:43
1.kitapla başlayan Destanlar Çağı'nın giriş kısmının bitip gerçek anlamda 'Destanlar' sürecine geçildiği evreye bu kitapla resmen girdik. Karakterlerin evrilme ve gelişme süreçleri güzel olmasına güzeldi ama feminist bir düzen oluşturacağım derken -her ne kadar bayılsam da- evrenin tamamını kadınlar üzerine kurup özellikle birlik ve beraberliğin önemi üzerine anlatımın olduğu düzende her erkeği de gerçekten mağara adamından hallice dövüş meraklısı düşüncesizler olarak göstermese biraz iyi olacakmış sanki(Gifford hariç diyelim). Ayrıca kahraman kızlarımıza 'vay be' diyorum. Gerçekten bilinmeze doğru yaptıkları her yolculuktan kat be kat başarılarla dönmeyi başardılar. Kafama takılan tek şeyin yazının bulunması ve önemi üzerine geçen sahnelerde bilinmeyen bir ülkenin unutulmuş bir dilinin bu kadar önemli bir anda bir çırpıda anlaşılıp yazılanların da hayata geçirilmesi süreci oldu. Hayır, hiyeroglif falan olsa yine anlarım diyeceğim de resmen yeni bir alfabe düzeni, okuma yönü ve hadi okudun diyelim dil faktörü!? Tebrik ediyorum tüm ekibi ne diyeyim. Daha gizemli, açıklanmamış çok fazla faktör ve karakter var gibi görünüyor. Merakla devamını okuyacağım.
Kılıçlar ÇağıMichael J. Sullivan · İthaki Yayınları · 2020116 okunma