Zorlukların insanları yoğurduğuna gerçekten inanırım. Istırap – tabi bizi yıkmazsa– öyle şeylere katlanabileceğimizi ve onların üstesinden gelebileceğimizi anlamamızı sağlayacak azmi kazandırır. 
Savaşın yüce ve gerekli bir şey olduğunu, pek çok soruna çözüm getirdiğini sıklıkla duymuşluğum var. Ama deneyimlerime göre savaş gerçeğe dönüştüğünde barış yüce ve gerekli bir şey haline gelir çünkü savaştan daha büyük bir sorun yoktur. 
Hayatın sık sık en kötüyü en iyiyle, çıkışları inişlerle, mutluluğu kederle ve neşeyi insanın aklından asla çıkmayacak, pencereli bir odada uyumasını imkansız kılacak çığlıklarla beraber vermesi ne tuhaf. 
"Nehirler aktıkça yaşlanırlar... hayatlarına küçücük sızıntılar olarak başlarlar. Çocukluklarında ve ergenliklerinde bunun gibidirler, sınırsız bir enerjiyle hiç düşünmeden kendilerini hareketsiz kayalara atarlar. Sonra genellikle düşerler -bazen bir dizi yuvarlanmayla, bazen de koca bir çakılmayla. Fakat dibe çarpmak çoğu nehrin hevesini kırar. Bunun ardından yumuşarlar ve karşılaştıkları kayaların etrafından ağır ağır akmayı, hayatı daha yavaş ve rahat yaşamayı öğrenirler. Yayılıp sessizleşirler. Sonunda da denize karışarak daha büyük bir şeyin parçası haline gelirler."