"Sanatçılar çoğu zaman özgüven eksikliği çekerler. Kuşku, sahip olabilecekleri şansı ortadan kaldırır. İnsanlar sihrin imkansız olduğunu düşünürler. Öyledir de çünkü denemeyi reddederler yahut sırf içten içe asla başaramayacaklarına inandıklarından dolayı bunu gönülsüzce yaparlar. Bazen hünerli bir kişinin tek ihtiyacı biraz teşvik ve birinin onlara güvenmesidir. Atılan bir çakıl taşından çığların düştüğü ve tesadüfen sarf edilen sözlerle dile getirilmiş hayallerden mucizelerin doğduğu olmuştur."
Kahramanlar kurban olmayı veya yenilerini yaratmayı reddeden kimselerdi. O zamanlar bunu göremiyordum ama pek çok kahramanın arasında yaşıyordum. Sanırım aynı şey herkes için geçerli olabilir. 
"… Tetlin Cadısı zekaya, bilgiye ve becerilere sahip tek kadın değilmiş. Topluma uyum sağlayamayan, diğerlerinin uygun bulduğu gibi davranmayan, irfanlarıyla veya vukufuyla gücü elinde tutanları utandıranlar da Tetlin Cadısı ilan edilmişler. Ve Tetlin Cadısı'nın kötücül olduğunu hepimiz biliriz. Bazı durumlarda o talihsiz kadınlar yalnızca köylerinden kovulmuşlar. Ama bazıları –Tetlin adındaki o küçük köyde yaşayan ilk bilge kadın gibileri– öldürülmüşler. Bir sürü kadın başkalarının bilmediklerini bilme veya yapamadıklarını yapma suçuyla eziyete uğramışlar – hala da uğruyorlar. Meğerse Tetlin Cadısı her yerdeymiş ve asıl veba – her türlü biçimiyle– oymuş."