Yalnız onun gözlerinde gördüğüm çocuk emniyeti ve şefkati ile ruhuma sokuluyor, bu nazar açlıktan ölen bir adama ekmek yerine taş vermek tesirini yapıyor.
İçim boş değildir biliyorum.
— Ben korktum zannediyorum, dedim.
Cemal gülerek:
— Ben de, dedi.
Ve bunu söylediği için onu daha çok sevdim. Çünkü hayat bana en korkak adamların iddia ile cesaretten bahsedenler olduğunu öğretti. İki askerin uzattığı iki eli birden aldım, kalktım. Ölümün ortasından yürüyerek geçtik, gittik.
'Neredeydin diye sorma derim ki ‘işte öyle’.
Topraktan söz etmeliyim kendini yok eden.
Ben yalnızca kuşların yitirdiği şeyleri bilirim geride kalan denizi, kızkardeşimin ağlayışını.
Neden bu kadar çok bölge var? Neden bir gün başka bir günle birleşir? Karanlık gece birikir ağızda, neden? Neden ölüler vardır?
Nereden geldiğimi sorarsan kırık nesnelerle konuşmam gerekecek, acı kapkacakla, kocaman hayvanlarla çürüyüp kokuşmuş ve çorak yüreğimle.
...
Ve niçin bu kadar unutmak istediğim çok şey var?'