Ordunun insanüstü gayret ve kahramanlığının herhangi bir zaferden daha büyük olduğunu söylemeye çalıştım.
Fakat, dünya, eğer savaş zaferle bitmezse, hiçbir fedakârlığı dikkate almaz.
İşte, savaş denilen kanlı ziyafetin burası mutfağı. Orada insan parçaları, gelip geçiyor. Savaş büyük isimler yapıyor, siyaset adamlarının, kumandanlarının heykelleri yapılıyor, halk onlara tapıyor. Halbuki burada, iki dakikada gelip geçen büyük ruhları kimse ne biliyor, ne anıyor.
O zaman, bunun bana yaptığı tesir, İtilâf Kuvvetleri’ nin İstanbul’u işgalinden fazla oldu. Bana öyle geliyor ki, insanlar arasında herhangi anlaşmazlık ve düşmanlık zamanla geçebilir ama bir tanesi kalır. O da, karşıdakinin yükseklik iddiası. O gün düşündüm ki, eğer Doğu ile Batı herhangi bir zaman birbirlerinin boğazına sarılırlarsa, bunun en büyük sebebi bu yukarıdan bakma olacaktır.
Sınıflar ve milletler arasındaki mücadele, insanların haysiyetlerindeki müsavilik ve haklar tanınıncaya kadar devam edecektir.
Hep aklımdan, Bâbilerin meşhur kadını Kurretül’ayn’ın idam edilmeden önce Farsça söylediği cümle geçiyordu:
— Ayaklarımı yerden kaldırın ki, yüksekten dünyayı daha iyi göreyim.