Ayakkabılarım kirlenmiş. Toz mu, çamur mu, günah mı bilmiyorum.
Her adım, nereye gittiğimi bilmeden atılmış.
Kimi sabahlar “bugün de böyle” diye geçip gitti,
kimi geceler, yastığa başımı koymadan bitti.
Kilo almışım, tartı değil de omuzlarım söylüyor bunu.
Bir yük var, elle tutulmaz ama belli;
ne raflara sığar ne kelimelere.
Gören “yorgun” diyor, duyan “sessiz”.
Ama ben sadece “devam” ediyorum.
Yönüm?
Belli değil, ama kaybolduğumdan da emin değilim.
Bazen rota çizilmiyor, ayakta kalmak yetiyor.
Çay soğumuş, gözaltlarım koyulaşmış,
gülüşlerim azalmış belki ama
bir yerlerde hâlâ içimde bir ışık
sönmemek için direniyor.
Dermanım yok gibi, evet.
Ama bu "gibi" kelimesi var ya,
bütün cümleleri umuda açıyor.
Çünkü tam düşerken tutan bazen bir “gibi” oluyor,
bir “belki”, bir “ne bileyim”, bir “olsun varsın”.
Hayat bazen sadece nefes alıp
ayakkabılarını giyip
yürümeye devam etmektir.
Kirli de olsa, ağır da gelse,
yol hâlâ yol.
Ben hâlâ buradayım.